ENDÜSTRİYEL SPORUN AYAKKABILARI
METE KIZIK
HALKIN TAKIMI BEŞİKTAŞ
OCAK 2010-11.SAYI Sayfa :9-10
Rudolf ve Adolf Dassler’in babalarının spor firmasında başlayan rekabetleri en sonunda
ayrılıkla sonuçlandı. İki kardeşin ayrı düşerek yarattığı iki spor markası bugün de ezeli
rakip.
Puma ve Adidas’ın sahipleri değişse de birbirleriyle ettikleri rekabet değişmiyor. Türkçemizde “dost başa, düşman ayağa bakar” deyimi var. Ancak
ayağına baktıklarımız düşmanımız değil. Spor giysileri seçiminde
hafiflik, rahatlık, şıklık ve fiyat önemli rol oynuyor.Tabii bir de statü meselesi var... Özellikle gençler Adidas, Puma, Nike, Convers gibi küresel markalara yöneliyor.
Bunların arasında Adidas ve Puma’nın ilginç öyküleri dikkat çekiyor
ki marka arasındaki 60 yıllık rekabet, geçen haftaki dostluk maçında bir araya
gelmeleriyle yeni bir döneme girdi...
Faşizmin ayak sesleri
Rudolf ve Adolf (Adi) Dassler kardeşler 1920’lerde babalarının kurduğu spor
ayakkabısı firmasında çalışmaktadır. Rudolf bu küçük firmada satış görevlisiydi,
Adi ise tasarımlar yapmakta, el emeği göz nuru spor ayakkabıları üretmekteydi.
Firma kendi yağında kavrulan bir işletmeydi. Rudolf o dönemlerde sadece
sayılı zenginlerin kullandığı Mercedes arabasına binerken kardeşi Adi,
sepetli motosikletiyle yetiniyordu. Ürünlerini diğer spor markalardan
ayıran özellik şık ve hafif olmalarıydı. Çünkü sınırlı elektrikten dolayı saatler boyu
süren el emeği göz nuru öne çıkıyordu.
1929’daki büyük ekonomik krize rağmen firmaları ayakta kalmayı
başardı. Buhranın etkileri sürerken Almanya’da faşizmin ayak sesleri yükseliyordu.
Ekonomik kriz faşist NSDAP’ye yarıyor,onbinler akın akın partiye üye oluyordu.
Dassler kardeşler de Mayıs 1933’de partiye üye oldular. Bu arada Adi 15 yaşındaki
sarışın Kathe’ye aşık oldu ve onunla evlendi. Törende şahidi ağabeyiydi. Hitler’le birlikte başlayan üçüncü imparatorluk dönemi, firmanın ülkede spor giysisi
üretiminde bir numara olmasına yol açtı. Çünkü; Nazi Almanyası’nın spor politikası
gereği gençler atletik bir vücuda sahip olmalıydı. Bunun için de spor yapılmalıydı. Kısa
sürede şirketin ikinci fabrikası da üretime geçti. İşler tıkırındaydı artık.
1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’nda Jesse Owens dört altınmadalyayı toplarken tribünde
bu manzarayı gururla izliyordu Adi Dassler. Çünkü Owens’ın ayakkabıları kendi firmasınındı.

1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’nda Jesse Owens dört altın madalya kazandı. Owens’ın kendi firmasının ayakkabılarıyla madalya kazanması bir anda Dassler için dünya çapında sipariş talebi yarattı. 1939 yılının başlarında firmanın ürettiği ayakkabı sayısı 200 bine ulaştı. Owens’ın birinciliği siparişleripatlatıyor, Owens’ın ayakkabılarıyla birinci gelmesi bir anda Dassler için dünya çapında sipariş talebi yarattı. Tabii bu durum sporun amatörlükten çıkıp endüstri haline gelmesinin de miladı olacaktı... 1939 yılının başlarında firmanın ürettiği ayakkabı sayısı 200 bine ulaştı. Ancak Hitler iktidarında ekonominin militarize edilmesi postal ve kalın tabanlı ayakkabı üretimini ülkede yaygınlaştırdı. Fabrikada zor günler başladı. Çünkü ülkede spor ayakkabısı talebi azalmıştı. Öyle ki
spor ayakkabısı üretimi bir süre sonra yasaklandı. Ardından yılda
sadece altı bin çift spor ayakkabısı üretimine izin verildi. Savaşın en kızgın döneminde bu kez fabrikada panzer parçaları üretimine geçildi. Bu dönemde Rudolf, Nazi rejimine karşı sessiz kabir tavır alırken Adi kısmen kendi yöntem ve bakış açısını koruyordu. Örneğin Nazi birlikleri başkanının, firmanın gözde elemanı Hanns Zenger’in işten çıkartılması talebine Adi karşı çıkmıştı. Daha sonra kardeşler arasında sürtüşmeler başladı. Savaşın sonlarına doğru Rudolf, Amerikan birliklerince tutuklandı. Gerekçe Nazilere yardım ve yataklıktı.
31 Temmuz 1946’da kanıt yetersizliğinden serbest bırakılan Rudolf tekrar Bavyera’daki köyüne döndü ve tutuklanmasından kardeşini sorumlu tuttu. Birkaç hafta sonra bu kez Adi, Nazi dönemi suçları mahkemesince tutuklandı. Belediye başkanının da lehine
ifadesiyle suçsuzluğu onaylandı ve serbest bırakıldı. Ancak mahkeme fabrika Nazi döneminde silah ürettiği için Adolf Dassler’i 30 bin Mark para cezasına çaptırdı, ayrıca firmanın iki yıl boyunca kayyum tarafından yönetilmesine karar verdi.
Günler iki kardeş arasında kavgaların, karşılıklı suçlamaların gün be gün artmasıyla geçiyordu. Pek yazılıp çizilemeyen söylentilere göre Rudolf’un kardeşinin, eşi Kathe’ye olan yakın ilgisi, sorunların ana kaynağıydı.
1948 yılında Rudolf, 28 yıllık aile firmasından ayrılarak köyün karşı kıyısında Puma şirketini kurdu. Adi ise Adidas olarak şirketini tescil ettirecekti. İki kardeşin birlikteliği ile başlayan süreç Adidas ve Puma şirketini dünya çapında marka durumuna getirdi.
Ancak birbirleriyle amansız ve sınırsız bir savaş her alanda adeta at başı gitti. Günümüzde her iki şirket el değiştirmiş olsa da sponsor oldukları sporculardan, takımlara, olimpiyat oyunlarından, dünya kupalarına kadar kıyasıya bir rekabeti sürdürüyorlar.
Tabii ki bu şirketlerin üçüncü dünya ülkelerindeki çoçuk emek gücünü sömürmelerinden, sendikasız günde 16 saate varan mesai zorunluluğuna kadar onlarca olumsuz öyküleri de var.
Üstelik Naomi Kleins’in No Logo kitabı da var. Bunlara da başka yazıda dokunmak üzere...
Ayakların baş olması dileklerimle.
metekizik@cumhuriyet.com.tr