MUZ CUMHURİYETİ ÜZERİNE
9 EYLÜL GAZETESİ
10.05.2014
Muz Cumhuriyeti
Geçen haftaki yazımda, ülkemizin muz cumhuriyetine dönüştüğünü, hak, hukuk, adalet ve anayasanın bile geçerli olmadığı bir döneme hızla sürüklendiğini belirtmiştim. Yazımı okuyan gazetemizin özverili güvenlik görevlisi Osman Diler, her zamanki ince espirisiyle “ Haritaya baktım, Muz Cumhuriyeti diye bir ülke bulamadım” demesi üzerine bu haftanı konusu da oluştu birden bire. Muz cumhuriyeti.
Muz, Türkiye'de 80 öncesi döneme kadar sadece Anamur'da yetişen, lüks sınıfında, muz yiyenlerin parmakla sayılabilecek kadar az olduğu bir meyveydi. 80 cuntası sonrası iktidara gelen Turgut Özal'la dönemin ithalat patlamasının simgesi olmuştu. Amerikan tütününden, samana kadar ithal edilecek, ülke tarımının yok ediliş sürecinin simgesel bir adı oldu muz.
Muz, Afrika, Güney Amerika ve Asya'da sofralardaki bir meyve değil, temel gıda maddesi. Yapılan araştırmalara göre dünyada buğday, pirinç ve mısırdan sonra en fazla tüketilen yiyecek.
Muzun ana vatanının Papua Yeni Gine olduğu sanılıyor. İlk çağlarda Güneydoğu Asya’da yayılıyor. Ordan da İspanyolların seferleri sırasında dünyaya yanıldığı sanılıyor.
Geçen yüzyılın başında kapitalizmde monopolleşme başlarken ilk meyve de muz olur. O dönemin en büyük meyve şirketi United Fruit Company, özellikle Honduras ve Guetamala’da kurduğu rüşvet düzeni ve iktidarı kendisine kul köle etmesiyle, karlarına kar katar. Ülkenin en yaygın tarım ürünü muzu ele geçirir. Muzun taşınması için de ülkeyi demiryollarıyla donatılmaya başlar. Ulaşımın her kolu bu şirketin denetimine geçer. Şirket gittikçe büyürken ülke halkının yoksulluğu daha da artar. Bu nedenle halk bu şirkete 'El Pulpo' (ahtapot) adını takar.
Şirket, dünyanın ön önemli şirketleri arasına hızla yükselir. ABD'ye getirilen muzun tüketilmesi için kamuoyunda çok büyük reklamlar yapılır ve ilişkiler ağı yaratılır. Ünlü ABD kahramanı Miki Maus bile muz yenmesini önerir. Kısa sürede muz ABD' de en çok tüketilen meyve sıralamasında en başa yerleşir. Şirket durumdan çok hoşnuttur...
Gel zaman git zaman bu şirket Orta Amerika’daki diktatörlere milyonlarca dolarlık rüşvetler dağıtır. Honduras devlet başkanı faşist Oswaldo López Arellano’nun İsviçre’deki gizli banka hesabına iki defa 1,25 milyon dolar olmak üzere toplam 2,5 milyon dolar rüşvetyatırıldığı ortaya çıkar. Rüşvetin amacı Honduras’taki muz vergisi koli başına 50 cent’ten 25 cent’e indirilmesidir. Bu seyede şirketin vergi indiriminden kazancı 7,5 milyon dolar olur.
İşte bu dönemde O. Henry, lakabıyla bilinen ünlü ABD'li yazar William Sdney Porter bir öyküsünde “ Muz Cumhuriyeti”ni kullanır. Çünkü hakkında açılan bir davadan dolayı 1896'da henüz 34 yaşındayken Honduras'a kaçan O. Henry, burada yaşadıklarını, gördüklerini, ülkenin halini “ Lahanalar ve Krallar” öyküsünde yazar. Bu öykünün konusu üretimi sadece muz olan ve destekçilerine rüşvet hissesi dağıtarak ayakta duran ‘Republic of Anchuria’ ismini verdiği diktatörlükte yaşananları anlatır. Anchuria Cumhuriyeti; bir muz cumhuriyetidir.
En son olarak da önceki gün TBMM'deki 17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzlukgörüşmelerinin ekranlardan bile yasaklanması “ Muz Cumhuriyeti” manzarası değil midir?