Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

SYMBİOSİS SAĞLIK VE DOĞA GÖNÜLLÜLERİ -AYŞEN ERDİL

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

 

777777.jpgDergi 07.02.2010

Çoğunluğunu doktorların oluşturduğu doğa gönüllüleri derneği Symbiosis, çevre militanları yetiştiriyor


Bireyin
sağlığı doğadan geçer


METE
KIZIK

Pek çok kişi, kurum ve kuruluş son yıllarda sosyal sorumluluk projelerine katılıyor. Kimileri bu çabayı “reklam” ve “fonlanma” uğruna yapıyor. Kimileri ise sessiz, büyük bir özveri ve çabayla aydınlık saçıyor.


İnsanı ve doğayı esas alan, çocukları hedef kitle olarak seçen bir örgütlenmeden  Symbiosis Sağlık ve Doğa Gönüllüleri Derneği'ninden söz edeceğiz.


Çoğu Amerikan Hastanesi’nde çalışan sağlık ve doğa gönüllüsü doktorlar, 1999 yılında Symbiosis Sağlık ve Doğa Gönüllüleri Derneği'nin  kurar. Gönüllülerin çoğunluğunu doktorların oluşturduğu Symbiosis “birlikte yaşamak, birbirine hayat vererek yaşamak” anlamı taşıyor. Sembol olarak ağaçlardaki kurtları yiyen ağaçkakanı seçmişler.


Etkinliğin kurucusu Ayşen Erdil, Vehbi Koç Vakfı (VKV) Amerikan Hastanesi'nde işitme ve konuşma bozuklukları (odyoloji) bölüm şefi. Erdil, uzman doktor, hemşire, sağlık personeli, eğitimci ve çevrecilerden oluşan 8-10 kişilik gönüllü ekiplerle Doğubeyazıt'tan Hakkâri’ye, Çukurca’dan Nusaybin’e, Çıldır’dan Hanak’a kadar dolaşmış. Bunlarla da sınırlı değil. Azerbaycan, Gürcistan, Afganistan ve Kosova’da kırsal kesimlerde eksikliği görülen sağlık hizmetlerinin ve eğitiminin ulaşmasını örgütlüyor.


Gittikleri yerlerde sadece sağlık taraması yapmadıklarını, çevreyle de ilgili bilgi verdiklerini, özellikle 6-12 yaş gurubunda çevreye duyarlı “çevre militanları” yetiştirmeyi amaçladıklarını söylüyor Erdil: “Türkiye’nin en ücra bölgelerinde, hiç doktoru olmayan ya da sağlık hizmetinin aksadığı yörelerde gönüllü sağlık taramaları yapıyoruz. Adeta kuş konmaz, kervan geçmez yerleri seçiyoruz. Çünkü buralarda sağlık hizmeti yok, hem de doğa adına yapılacak çok iş var.”


Doğaya saygı ve koruma olmadığında tüm canlıların olumsuz etkilendiğinin altını çizen Erdil, “Çünkü bireyin sağlıklı olmasının yolu doğaya sahip çıkmasından, doğayı korumasından geçiyor. 1999 yılından bu yana Kars, Van, Mardin, Şırnak, Hakkâri ve Ardahan’ın değişik ilçe ve köylerinde 13 bin çocuğa yüz yüze ulaştık. Onları hem sağlık taramasından geçirdik, hem de doğaya sahip çıkmaları konusunda neler yapabileceğimizi konuştuk. Yöre halkıyla, özellikle de kadınlarla sohbet ediyoruz. Üreme sağlığı, çocuk bakımı, kız çocuklarının okumaya devam etmesi ve meslek seçimi gibi pek çok konuda bilgi veriyoruz” diyor.

AY-EN-ERD-L.jpg


DÜNYAYI DÜŞÜN


Bu etkinlikler kapsamında şimdi de 6-12 yaş arası çocuklar için “Dünyayı Düşün” adıyla bir program hazırlanıyor. Programda yerel özellikler dikkate alınıyor. Erdil yeni etkinliklerini şöyle anlatıyor:


“10 senedir çocuklarla yaptığımız çalışmalarda onların, giderek daha çok test çözen, önüne konan iki şıktan birini seçen, sorgulamadan uygulayan bireyler olmak üzere eğitildiğini görüyoruz. Belki yeni dünya için bu doğru, bilemem, ama biz en azından düşünmelerini hedefledik. Sunumumuzda esas olarak anlatmak ve karşılıklı iletişimle onların düşünmesini istediğimiz şey şefkat... Onlara toprağın, bitkilerin, ağaçların, suyun üzülebileceğini, küsebileceğini anlatıyoruz. Hayvanların aile hayatı olduğunu, yavrularını koruduklarını anlatıyoruz. Bu dünyanın hâkimi insan mı olmalı, bunu düşünmeye yöneltiyoruz. Doğal kaynakların bitebileceğini, 5 TL’ye satılan bir gömlek üretilsin diye ne kadar çok su harcandığını anlatıyoruz. Yunusların havuzlarda mutlu olmadıklarını anlatıyoruz. Havuzlara gitmeyin demiyoruz, bizde yasak yok ama empati yapmayı öğretmeye çalışıyoruz. Çevrelerindeki her şeyin yaşama hakkı olduğunu, ancak birbirimizi yaşatarak yaşıyabileceğimizi, sevgiyle baktıkları zaman farklı şeyler görebileceklerini anlatıyoruz. Dünyadaki bütün çocukların şanslı olmadığını anlatıyoruz. Gayemiz onları üzmek değil, ama gözleri görsün, kulakları duysun ve zihinleri algılasın, yalayıp geçmesin istiyoruz. Kaynaklarımızın hor kullanılmaması gerektiğini anlatıyoruz. Onlara diyoruz ki ‘Sizin yaşınızdayken bize kimse kaynaklarımızın bitebileceğini söylemedi, biz dikkatsiz davrandık, kusurumuza bakmayın’. Bilinçli tüketici olsunlar, pilli oyuncak isterken pilinden sorumlu olsunlar. Pili ne yapacaklarını düşünsünler istiyoruz. Maalesef çok bilenler ‘aman daha çok tüketin’ diyor. Onlar bizim projemize ne der bilemiyorum? Ama biz bildiğimizi okumaya devam edeceğiz. Ben bu ekonomik krizden pek umutluydum, kapitalist düzenin sonu geldi diye ama hafta sonu çoluk çocuk alışveriş merkezlerini dolduranlar moralimi bozuyor.”


Symbiosis Sağlık ve Doğa Gönüllüleri Derneği'nin üyelik kartında Ataol Behramoğlu’nun kaleme aldığı andı kabul edenler “dünyayı düşünme gönüllüsü” oluyor. Üyeler için bir iletişim portalı hazırlanıyor.


Bu çalışmalardaki öncü rolüyle, topluma ve yaptığı işe bağlılığın göstergesi olan projeler gerçekleştiren kişilere verilen Margarette Golding Ödülü’nün sahibi Erdil. Bir “aydın” sorumluluğuyla çabalıyor. Tıpkı önceki ödül sahipleri Türkan Saylan, Dilek Sabancı ve Ayşe Mayda gibi. metekizik@cumhuriyet.com.tr

Kommentiere diesen Post