Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

BHOPAL ÇEVRE KATLİAMI

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

linkffffffffffff



Hafta Sonu 12.12.2009

25 yıldır zehir saçıyor


ABD
deki çevre koruma yasalarından kaçmak için fabrikasını Hindistana kuran böcek ilacı şirketi 1984te tam 20 bin kişinin ölümüne, 150 bin insanın sakat kalmasına yol açtı. Sızıntıdan etkilenen insanlar hâlâ acı çekiyor, toksik atıklar toprağı ve havayı kirletleyi sürdürüyor.


METE KIZIK


İnsanlık tarihinin en büyük çevre felaketinin 25’inci yılı. Bhopal’da, Union Carbide fabrikasındaki gaz sızıntısı sonucu ilk iki gün içinde 10 bin, geçen zaman içinde de toplam 20 bin kişi ölmüş, 150 bin insan sakat kalmıştı. 25 yıl sonra bile insanlar acı çekmeye devam ediyor. Toksik atık, toprağı ve havayı kirletmeye devam ediyor. Üstelik dünyanın en büyük üç kimya şirketlerinden biri Dow hâlâ sorumluluğunu kabul etmiyor. Bir yandan yaşamımızdaki kimyasal tehlikeler, bir yandan da dev çok uluslu şirketler…


Yıl 1984. Bhopal, Hindistan’ın orta bölgesinde, çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu 500 bin kişinin yaşadığı, sefaletin ve açlığın yoğun olduğu bir şehir. Kentte sadece iki fabrika var. ABD şirketi Union Carbide Corporation fabrikasında 3 bin 800 işçi çalışıyor, iki metrelik duvarların hemen ardını gecekondular kuşatıyordu…


Yoksulluğun dibe vurduğu semtin tam ortasında kalıyordu fabrika. Fabrikada böcek ilacı üretiliyor ve üretilen bu böcek ilacı dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyordu. Şirketin bünyesinde, dünya çapında 117 bin kişi çalışıyordu ve bu şirket, alanında dünya üçüncüsüydü. ABD’deki çevre koruma yasalarından ötürü, masrafları kısmak adına bu ülkeye yerleşmişti. Üstelik Hintli yöneticiler, şirkete tam desteklerini sunuyordu. Öyle ki; fabrikanın açılış törenine devlet başkanı bizzat katılıyor, “ülkenin ilerlemekte olduğundan, iş alanlarının açıldığından” dem vuruyordu. Bu kimya fabrikasında ana madde olarak metil izosiyanat üretiliyordu.


Denetçiler uyarmıştı


Ancak fabrika hiç de güvenli çalışma koşullarına sahip değildi. Nitekim 1981’de patlama gerçekleşti ve bir işçi yaşamını yitirdi. 1982’de yirmi beş işçi zehirlendi. ABD’li denetçiler, yaptıkları incelemeler sonucunda güvenlik kurallarına aykırı yüz kadar konu saptadılar. Fabrikanın tehlikeli durumuna bu kez 17 Eylül 1982’de Hintli gazeteci Rajkumar Keswani dikkat çekti. 1984 kasımında kaleme aldığı dördüncü yazısında da Keswani durumu, “Felaketin Eşiğindeki Bhopal” başlığı ile dile getirdi; ancak yöneticiler ve şirket sahipleri tınmadılar bile.


BHOPAL.JPG







Şirketin ürettiği böcek ilacının içeriğini Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Fakültesi öğrencisi Olcay Nayır şöyle açıklıyor:


“Alpha-naftolle karıştırılarak ‘Sevin’ adlı bir böcek öldürücüye dönüştürülen fosjen ve monometilamin tepkimesi (reaksiyon) ürünü olan metil izosiyanat (MIC) çok tehlikelidir. Düşük sıcaklıkta tutulması gerekir. Aksi durumda su ya da metal tozuna tepki verir. Bu durumda, son derece zehirli olan ‘siyanür’, fosjen gibi moleküllere dönüşür. Birinci Dünya Savaşı’nda savaş gazı olarak (fosjen) bile kullanılmıştır. Ayrışma işlemi süreci tek düzey ve teknik yönden de kusursuz düzenek gerektirir.”


3 Aralık sabahı, bu böcek ilacı fabrikasından 42 ton metil izosiyanatın suyla buluşmasıyla birlikte boru ve kazanlardaki suyun sıcaklığı yükselir, basınç artar ve patlamalar ardı ardına sıralanır. Gökyüzünü zehirli gaz bulutları kaplar. Uykularında soludukları zehirli havadan dolayı ilk anda ölenlerin sayısı 8-10 bin kişiyi bulur. 50 bin kişi acil yardım beklemektedir; ancak sağlık hizmetleri zaten çok yetersizdir. Sonraki günlerde ölenlere 15 bin kişi daha eklenir.


Bhopal, 3 Aralık 1984 Pazartesi sabahı “Vebadan kırılmış bir şehir gibidir” der Le Monde muhabiri Patrice Claude: “Hayvan leşleriyle dolu sokaklarda; kör olmuş, kıpkırmızı gözlerle, öksüren binlerce kişiyi gördüm. Hastane binlerce ölüyle dolu…”


Facia nasıl oldu?


Olay daha sonra aydınlanmaya başlar. Fabrikanın bugün bile hurda durumunda bulunan üç dev fıçısında 63 ton MIC bulunuyordu. Soğutma sistemleri işlemiyordu. Sesli sıcaklık düzeyi uyarısı yapan alarm düzeneği prizden çekilmişti. Vanalar iyi durumda olmadığından, metal tozlarıyla yüklü su 610 numaralı fıçıya sızdı ve patlama gerçekleşti. Ardından diğer iki fıçı daha... Sıvı, gaza dönüşerek kenti kapladı. Bulutlar sadece adam öldürmüyordu..



Hintliler için çok iyi para!

Union Carbide tazminat vermemek için patlamanın nedeni olarak “işten çıkarılan Hintli bir görevlinin sabotajı” dedi; ancak bu iddiasını kanıtlayamadı. Üstelik şüpheli şahıs kovuşturmaya bile uğramadı.

Hindistan hükümeti başta üç milyar dolara yaklaşan tazminat isteminden vazgeçer. Resmi gerekçenin açıklanmama sebebi, ABD’nin yardımları kesme tehditi ve dayatmalarıydı. 1986’da GAF firması şirketlerini ele geçirmesin diye Union Carbide kendi hisse senetlerini geri almak için 3.3 milyar dolar öder. Devlet yöneticileri 1989’da 470 milyon dolara razı olur. Ayrıca ilerde açılacak her türden tazminat davalarından vazgeçmek üzere anlaşılır. Üstelik bu pazarlıktan davacıların haberi bile yoktur. Faciadan zarar görenlere 500 dolar düşer. Ancak, ülkedeki mafya, siyasetçi ve bürokrat ağı, bu paranın çok büyük bir kısmını aralarında kırışır.

2002’de uluslararası kimya tekeli Dow, Union Carbide şirketini satın alır; fakat facianın zararlarını üstlenmek istemez. Felaketten kurtulanlar ise sorumluluğun Dow’a geçtiğini öne sürüp hâlâ zararlarının karşılanması için uğraşırlar. Ancak şirket bu konuda oldukça utanmazdır. Nitekim Dow firmasının sözcüsü Kathy Hunt “500 dolar Hintliler için çok iyi para” diyecektir.

BHOPAL-25-JAHRE.jpg



Yes Men’in can yakan eylemi

Felaketin ardından adaletin yerini bulması için çok çeşitli kampanyalar yürütülür Bhopal’da. Adalet için Uluslararası Kampanya (ICJB) bu çalışmaların merkezi konumunda. Birçok etkinlik düzenliyor. Bugünlerde ise Almanya’dan yola çıkan “Bhopal 25” otobüsü Kopenhag’a varmak üzere. Ölenlerin fotoğrafları, tanıklar, belgeler, afişler, filmler çevre kirliliğine ve şirketlerin utanmazlığına karşı kamuoyu oluşturmayı hedefliyor...

Dayanışma eylemleri arasındaki bir olayı hatırlamamak mümkün mü? Andy Bichlbaum, 3 Aralık 2004’te, kendisini Dow Şirketi sorumlusu olarak gösterip BBC’nin canlı yayınına çıkar. Konuşmasında şirketin felaketten sorumlu olduğunu kabul ettiğini ve zarar görenlere ertesi gün 12 milyar dolar yardım yapılacağını açıklar. Açıklamanın ardından birkaç saat içinde şirketin borsadaki hisseleri taban yapar ve 3,8 milyar dolar zarar eder. Ertesi gün durum aydınlığa kavuşur. Bichlbaum aslında politik sanatçılar birliği olan The Yes Men grubunun üyesidir. Bu eylemi; şirketin felaketteki sorumluluğunu unutturma çabalarına karşı çıkmak ve Bhopal halkıyla dayanışmak için yapmıştır. metekizik@cumhuriyet.com.tr

Kommentiere diesen Post