OSMAN KALİN: BERLİN'DE GECEKONDU VAR
GAZETE 9 EYLÜL
19.10.2013
Berlin’de Gecekondu Var
Anadolu insanın özelliklerinden birisi de kolay asimile olmaması, gittiği yere kendi kültürünü de götürüp yaşatmasıdır.
Uzak coğrafyalarda izler bırakır Türkler. Camili bakkallar, döner kebap büfeleri, kahvehaneler ayak izleri gibidir.
Uzun yıllar kaldığım Avrupa'nın birçok köşesinde bu izlere tanık oldum.
Örneğin Viyana'nın Westbahnhof'u. (batı istasyonu) Bu uluslararası garda hemen hepsi emeklilerden oluşan bir ihtiyar heyeti bulunur. Tabiiki muhtarı da olur bu illegal örgütlenmenin. O da Adanalı Mehmet Amca’ydı… Yıllarca kapitalist sisteminin erken kalkma alışkanlığını da yaşamış olan çoğu birinci kuşak otuza yakın Türk, işe gider gibi sabahın ilk saatlerinde büyük istasyonun garında buluşur. Gelip gideni seyreder, kırık dökük Almancalarıyla yolculara yardımcı olur, termoslarında getirdikleri çaylarıyla akşam saatlerine kadar mekânın bir parçası gibi yaşarlar.
Bilinen gerçektir; Avrupalı birçok insan tanıdığı Türk'e ilk olarak Yozgatlı mısın diye sorar. Rastlanan her Türkün adeta Yozgatlı olması büyük olasılıktır.
Biz de buradan yola çıkalım, 1925 Yozgat Curali köyü doğumlu Osman Kalın'ı anlatalım.
Berlin'in simge isimlerinden, 22 torun sahibi Osman Amca kentin ilk ve tek gecekondu sahibi. Üstelik şimdilerde adeta kentin müze yerlerinden de biri. Bu kadarı da olmaz Avrupa'da gecekondu mu olur diyeceksiniz hemen.
Öyküsüne bakalım Osman Amcanın.
Osman Kalın, 1964'te yurt dışına giden ilk işçi göçmenlerimizden. Önce Avusturya'da yaşar. Sonra Stuttgart ve Manheimm. En sonunda, 1980'de Berlin'e yerleşir. Evi o dönem Batı Berlin'in en uç ve viran mahallesi, duvarın hemen yanındaki Kreuzberg'te
Kreuzberg mahallesinde İkinci Dünya Savaşı'nın bitiminden sonra Berlin'i ortadan bölen Berlin Duvarı inşa edilir. Duvarın ortasına doğru bir küçük 25 metrekarelik alan mühendislik hesabı nedeniyle sahipsiz kalır. Kısa süre sonra çöplük olarak kullanılmaya başlanılır. Osman Amca, bu çöplük alanı temizler, telle çevirir ve sebze yetiştirmeye başlar.
Öncelikle soğan, sarımsak eker derken salatalık, turp, lahana da eklenir. Süreç içinde yetiştirdiklerini hem sınırı koruyan Doğu Alman askerleri verir, hem de batı sınırındaki komşularına.
Gel zaman git zaman bahçenin duvarları yükseltmeye başlar Osman Amca. Bizdeki gecekonduların benzerini bir kaç gecede değil de günler içinde konduruverir. Üstelik evin içinde kalan ağacı da kesmeyip, yaşamasına izin verir.
Batı Berlin belediyesi duruma müdahale eder. Ancak ilginç bir sorun ortaya çıkar. Çünkü bahçenin bulunduğu alan yasal olarak Doğu Berlin'e aittir, yapılacak bir şey yoktur...
1989'da duvar yıkılır, 1991' de tamamen kaldırılır. Fırsattan yararlanan Osman amca bu alanı çitleri ekleyerek 500 metrekareye çıkartır. Berlin Belediyesi yeniden devreye girer, alanı boşaltması için ihtarnameler gönderir.
Bu girişimle birlikte sorun Osman Amca'nın konusu olmaktan çıkar, devreye Alman solcuları ve Yeşil çevreler girmiştir çünkü. Yeşil gerilla Osman Amcayla dayanışma büyür, Berlin’e yayılır.
Alanın Kreuzburg mu yoksa Mitte ilçesi sınırında mı kaldığı sorusu ve tartışmalarıyla birlikte 10 yıl daha geçer. Tabii ki bu arada 30 yıllık kullanım süresi de dolmuş olur. Alman yasaları gereği 30 yıldır kullandığı için tapusunu alır. Şimdilerde buraya otel dikme niyetinde Osman Amca...
Mücadelesi bir yanıyla da Anadolu insanının yaratıcılığı ve direncini sergiliyor değil mi?