Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

NÜKLEER KADAR PİS ENERJİ AZ BULUNUR

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık




















Hafta Sonu 31.10.2009



Nükleer kadar pis enerji az bulunur



 
METE KIZIK


Nükleer enerjiye neden bu kadar karşı çıkıyoruz? Yanıtı aşağıdaki nedenlerde gizli. Birkaçını hemen sayalım: Çevrenin geri dönülemez biçimde kirlenmesi, insanların yaşam alanlarından edilmesi, santralların çıkardığı atıkların taşınırken bile binlerce insanın ölümüne yol açabilecek olması ve kanser...


Nükleer lobilerin etkisindeki birkaç ülke hariç dünya bu enerjiden vazgeçiyor, Türkiye’de ise Akkuyu’da atom santralı yapılması tekrar gündemde getiriliyor. Dikkatler iç politikadaki gelişmelere ve ekonomideki krize çevrilmişken en son 22 Ekim’de bölge halkı, belediye başkanları, işadamları ortak bir açıklamayla nükleer santrala hayır dediler.


Neden karşı çıkıyorlar?
İşte kısa bir özet.


Toprak kirleniyor, su kaynakları harcanıyor

Nükleer enerjinin hammaddesi olan uranyumun yüzde 70’i yerli halkın yaşadığı bölgelerde. Niyerya’da bu nedenle on binlerce insan topraklarından sürgün edildi. Ülkenin kuzeyi 122 yabancı şirkete peşkeş çekildi. Bu madeni elde etmek için gereken su ise tonlarla ifade ediliyor. Nambia’daki uranyum madenini çalıştırmak için harcanan su miktarı bölgenin 11 yıllık tüketimine eşit. Bölgede şimdiden uluslararası su satıcıları mevzilenmiş durumda. Nükleer enerji su kaynaklarına verdiği zararın yanı sıra toprakları da etkiliyor. 1972 yılında uranyum maden ocaklarının bulunduğu binlerce dönüm arazi ABD Devlet Başkanı Nixon tarafından “ulusal afet bölgesi” ilan edildi.


Nükleer santrallardaki hava bacası, radyoaktif özelllikler taşıyan tritium, strontium, jod, plutonyum, krypton, argon ve kenon yayıyor. Bu maddeler bacalardan önce havaya, sonra toprağa gidiyor. Santralların olduğu alanların çevresi boşaltılmak zorunda. Evler, tarım alanları, yerleşik kültür, hayvanlar taşınıyor. Özel sigorta şirketleri bu masrafları karşılamadığı gibi sağlık sorunları sigorta kapsamına bile alınmıyor.


Ömrünü tamamlamış uranyum maden ocakları, binlerce yıl boyunca yeraltı sularının zehirlenmesine, havanın kirlenmesine ve çevrede yaşayanların sağlığının bozmasına yol açıyor. Birkaç büyük firma milyar dolar kazanırken oluşan çevre ve sağlık sorunları için kat kat fazla kamu harcaması gerekiyor.


Uranyum madeni ayrıştırma işlemi sırasında her bir ton balçıktan iki kilo uranyum elde edilebiliyor. Bu zehirli ve radyoaktif küllerin depolandığı Colorado River ve Kazakistan’ın Aktau bölgesi için BM “potansiyel uluslararası afet bölgesi” nitelemesi yapıyor.


Nükleer santralların soğutulmasında kullanılan sular, işlemden sonra radyoaktif su molekülü (tritium) taşıyor. Bu sular buharlaşarak havaya, toprağa ve suya karışarak canlılara geçiyor. Bu da zamanla kalıtımsal hastalıklara yol açıyor. Soğutmada kullanılan su, son işlemden sonra 33 dereceye ulaşıyor. Bu suyun dere, ırmak ve denize tahliye edilmesi, balıkların bitkilerin ve küçük hayvanların ölümüne yol açıyor. Çünkü ılık suda az oksijen bulunuyor.


Kanser oranı artıyor


Uranyum ocaklarındaki radyoaktif ve zehirli madenler, işçileri ve çevre halkını hasta ediyor, kanser oranı yükseliyor. Nükleer santralların 5 km çevresinde oturanlar, kanser tehlikesiyle karşı karşıya. Bu durum örneğin Almanya’da çocuklarda yüzde 60 daha fazla kansere ve kan kanserine yol açmış durumda.


Uranyum yataklarının 80 yıl ömrü var


Nükleer enerji tükenmeye mahkum. Dünyadaki 440 nükleer santral için gerekli olan uranyum yataklarının sadece 80 yıl ömrü kaldı. Daha fazla uranyum üretiminde bu rakam daha da aşağıya düşecek. Nükleer santrallarda kullanılan uranyumu dünyada sadece dört maden tekeli çıkartıyor ve satıyor. Bu da bağımlılık yaratıyor. Artan nükleer santrallar da uranyum açığını büyütüyor. 2006 yılında arzın üçte ikisi askeri ve sivil kurumlardan sağlanabildi. Bu durumda daha fazla maden ocağının açılması gerekiyor.


Nükleer enerji yalnızca elde edilme aşamasında değil radyoaktif maddelerin taşınması sırasında da risk oluşturuyor. Demiryolu ve karayoluyla yapılan nakliyatlar olası bir kazada binlerce kişinin ölümüne yol açabilir.


Santrallarda kullanılan yakıt için gereken yanıcı maddenin (MOX) küllerinden bile atom bombası yapmak mümkün. Üstelik birkaç mikrogramı kanser için yeterli bile. Atom santrallarından yayılan radyoaktif maddelerin ölçüm değerleri genç, sağlıklı ve erkek bünyeye göre kıstas alınıyor. Halbuki yaşlı insanlar, kadınlar, çocuklar ve bebekler için değerler tanımı yok.


Nükleer santrallarla ilgili çekincelerden biri de sıkça yaşanan arızalar. Almanya’da yılda en az dört kez güvenlik gerekçesiyle devre dışı bırakılan santrallar var. Ülkedeki Radyasyon Ölçüm Müdürlüğü verilerine göre her yıl 100-200 arasında “kayda geçirilmesi zorunlu arıza” saptanmakta, büyük bir kaza olasılığı her zaman bulunmakta.

Santrallardaki borular, kumanda merkezleri, elektrik kablo donanımları, havalandırmalar, pompalar çok çabuk aşınıyor. Bu nedenle sürekli bakım ve masraf gerekiyor. Nükleer santralların ömrü ise 40 yıl. Bundan 20-40 yıl önce yapılan nükleer santrallarda ciddi ölçüde yedek parça sıkıntısı yaşanıyor. Birçok birimin yedek parçası gelişen teknolojiye uymadığı için bulunmuyor, ancak çok masraflı ve özel siparişlerle yedeği, yenisi yapılıyor.


anti-atom.jpg




                    Çernobil sürüyor



• Nükleer santrallar ne kadar en son tekniğe göre yapılırsa yapılsın çok kısa bir sürede “çağdışı” kalıyor. Çünkü, bilim ve teknolojideki günlük gelişmeler, santralda kullanılan teknolojiyi “ilkel” duruma düşürüyor. 30 yıl öncesinin teknolojisiyle yapılmış santrallar günümüzde “müzelik” kabul ediliyor.


• Özellikle Türkiye’de deprem kuşaklarının yaygınlığı ve hareketliliği nedeniyle kurulacak nükleer santrallar olası bir depremde ağır hasar görecek, bu da çok ciddi insan ve çevre kayıplarına yol açacaktır.


• Olası bir savaşta askeri uçakların ve uzun menzilli silahların ilk hedef noktalarından biri santrallar. Herhangi bir bombalama, binlerce yıl sürecek felaketlere yol açabilir.


• Almanya’daki nükleer santralların sigorta bedeli 2,5 milyar Avro. Oysa Almanya Ticaret Bakanlığı’nın saptamalarına göre sadece bir santralda kaza sonucunda oluşacak patlamanın hasar ve etkileri 5,5 milyar Avro dolayında.


• Özelleştirilmiş santrallarda kasti arızalardan dolayı ekonomik ve siyasal baskı aracı olarak arızalar oluşabiliyor. Öyle ki kış aylarında borsadaki santral kağıtları birdenbire fırlıyor. Elektrik fiyatları zamlanıyor.


• Santralların her biriminde insanlar çalışıyor. Stres, dalgınlık, kızgınlık, yorgunluk anında yapılacak yanlış bir işlem, hayati sorunlara yol açabilir.


• Nüfus yoğunluğunun az olduğu bir bölgede olmasına karşın facia sonucunda ölenlerin sayısı 90 bini aşmıştı. Etkileri hâlâ sürüyor.


• Olası bir santral faciasında radyoaktif maddeler çevreye saçılacak, günlerce atmosfere zehir saçacak. İlk anda 25 kilometredeki her canlı birinci dereceden mağdur olacak. İnsanları tahliye etmeye vakit bile yok.



                Mafya zehir yüklü şilepleri batırıyor

Çevre cinayeti: Somali açıklarında, Karadeniz bölgesinde, Yunanistan açıklarında zehirli atık maddeler mafyaya ait şileplere yüklenip batırılıyor. Şirketler ve ülkeler zehirli küllerden kurtulmak için bu yolu seçiyor. Radyosyon saçan küller yok edilemiyor. Nerede saklanırsa saklansın çevresine zarar vermesi önlenemiyor.

Halka kemer sık, nükleer lobilerine destek ver:

En son krizde görüldüğü gibi fatura halka çıkartılıyor. Sağlık, eğitim, sosyal haklar ve maaşlarda kısıntıya gidiliyor. Oysa Türkiye’nin de aralarında olduğu Avrupa Atom Enerjisi’ne aktarılan devlet yardımı, geçen yıl 400 milyar avroya ulaştı. Atom endüstrisi devlet yardımıyla araştırma ve geliştirmelerde bulunuyor. Ancak çalışmaları insanlığa ve doğaya zarar veriyor.

Anayasa ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi düşmanlığı:

Nükleer santrallar insanların güvenli ve sağlıklı yaşam hakkını tehdit ediyor. Zehirli atıklarından, güvenlik risklerine kadar olumsuz ve zararlı yönleri var.

Bacasız sanayiye darbe:

 
Türkiye coğrafi, tarihi kültürel özellikleriyle dünyanın en güzel yerlerinden biri. Turizmden daha fazla yararlanma, çevreye daha fazla önem verme yerine Akdeniz kıyılarındaki turizme büyük zarar verecek nükleer santral kurma hesapları yapılıyor.Turizm gelirleri azalacak, binlerce kişi issiz kalacak.

metekizik@cumhuriyet.com.tr


Kommentiere diesen Post