Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

Nettie Wiebe- ŞİRKET TARIMI MİDEYE ZARAR

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

Nettie-Wiebe.png

CUMHURİYET EGE EKİ
09.01.2012 


 

   ŞİRKET TARIMI MİDEYE ZARAR

 

METE KIZIK

 

 

Savaşssız, baskısız, sömürüsüz bir dünya mücadele geleneğini her türlü karamsarlığa karşın yeni yıla taşıdığımız bu günlerde, Nettie Wiebe'nin, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi anfisinden yükselen çığlığı, var olanın hem saptaması hem de neden harekete geçmeyeliyizin altını çiziyordu: “ Gıdasını kaybeden, mücadele bile edemez

 

Wiebe; yemek yapmaktan özellikle hoşlanan, dört çoçuk annesi, çiftçi, öğretim üyesi, son genel seçimlerde Kanada Yeni Demokrasi Hareketi'nden milletvekili adayı, 170 uluslar arası köylü-çifçi kuruluşun oluşturduğu La Via Campesina' nın Kuzey-Amarika sorumlusu ve eylemci. Yemek yiyen herkesin katılması gereken bir hareketin öncülerinden.

 

Şirketlerine tarımı midemize karşıdır

 

Wiebe, Otuz yıla yaklaşan küreselleşme sürecinin dünya yurttaşlarına açlık, yoksulluk, daha fazla sömürü, savaş, yüzde 1'lik kesimine ise daha fazla kar, daha fazla kazanç getiren uygulama ve sonuçlarına dikkat çekiyor. Üretim araçlarındaki değişimin üretici kültürünün de değişmesine yol açtığını vurgulayarak söze başlıyor:

 

güneşe bağlı sistemden (at, değirmen, rüzgar) makineye, petrole dayalı, gübre, kimyasal ilaç, şirket tohumlarına tutsak edilmiş sisteme geçildi. Teknolojik, bilimsel geliştirmeyi elinde bulunduran güçler daha fazla teknolojiye ve sermayeye gereksinme duyuyor . Bu durum tarımda çiftçiliğin, köylülüğün yok edilmesine, tarımsal şirketlerin üretimde çok büyük yer almasına yol açıyor, toprakla uğraşanlar şirketlerin ücretlisi haline getiriliyor

 

 

Ülkesinin ABD ile 1989'da yapılan Serbest Ticaret Anlaşması ve ardından 1994'de yürürlüğe giren Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması'nın (NAFTA) Kanada tarımında yol açtığı manzaraya işaret ediyor.

Tarımın endüstrileşmesiyle Kanada’da 1989-2000 yılları arasında hububatlarda %24, sığırlarda %28, domuz üretiminde iki misli verim elde edildi. Küresel bu proje, teknolojik değişikliklere dayanıyor ve Kuzey Amerika ve bazı Avrupa ülkelerinde bu tablo başarılı kalkınma modeli olarak lanse ediliyor. Tarım alanında ihracatın dört katı arttığı zafer olarak sunuluyordu. Oysa gerçek manzara bu değildi. Çünkü bu süreçte çiftçilerin, köylülerin ücretleri önce sabitlenmiş, daha sonraki yıllarda ise azalma eğilimine girdi. Bu modelle, şirketlerin daha fazla kar etmesi başarı sunulurken binlerce çiftçi ve köylünün zararı görülmemektedir. Oysa bu 'başarı' binlerce çiftçinin borç batağına saplanıp, iflas etmesine neden olmaktadır. Bu da çiftçilerin uluslararası ticaret yapamamasına yol açıyor. Süreçte bu kesim, şirketlerin işçisi durumuna düşürülmüştür. Çünkü tarım şirketleştirilmiş, şirketlerin kirlettiği toprak, şirketlerin ürettiklerine tutsak edilmiş tohum, zirai ilaç, gübre sistemi yaratılmıştır. Gıdalarımız, toprağımız zehirlenmiştir. GDO'lar bunun örneğidir.” diyor.

Nettie-Wiebe--TAYFUN-OZKAYA.JPG

 

 

 

Gıda mücadelenin olmazsa olmazıdır.

 

Kanada’da tabaklarına gelen gıda ürünlerinin 2200 km. yol aldığını ve coğrafi bu mesafenin yanı sıra kültürel mesafenin de olduğunu belirtiyor. Manzara daha da vahim diyor Wiebe, “ Yediğimiz ürünler hakkında çok az şey biliyoruz. Süpermarketlerde satılan malların bilgisi, mülkiyet ilişkisine giriyor denilerek alıcıyla paylaşılmıyor. Gıda sistemleri hakkında bilgi toplamak zorlaştı. Yemek yiyen herkes 'Biz şirketlerin çöp gıdalarını istemiyoruz, değerli gıdalar istiyoruz'u benimsemeli. Bunu özümseyerek, insandan yana tüketici olmalıyız. Büyük gıda sistemleri kimliğimizi ortadan kaldırırken, gıdaların uzaklardan getirilmesi petrol tüketimini ve sera gazlarını da arttırıyor. Kimyasal ilaçlar ve gübrelerle yapılan üretim, sağlıksız koşullar yaratıyor. Endüstriyel tarımın ekolojik etkisi biyoçeşitlilik kaybına yol açıyor. Oysa gıdanın kendisinden çok, ambalajına para harcanan bu sistemde yeniden bir yapılanmayla ekolojik sistem çözülebilir ve bu mücadeleyle yiyecekler zevkle yenilebilir” diyor.

 

Mücadeleyi ve umudu küreselleştir


 

Şirket tarımının insanlığı yok etmeye götürdüğünün altını çizen Wiebe, bu duruma karşı çıkanların mücadelesine dikkat çekiyor ve ekliyor; “ çiftçilerin kendi üretimleri (toprak, gıda, su) hakkında konuşması oldukça önemli. 170 kuruluşun oluşturduğu La Via Campesina, insandan yana tarımın sesi ve gücü oluyor. Temel gıdaların üretimini, ekolojik ve kültürel çeşitliliğe saygı gösterilmesinin gerekliliğine öne çıkartıyor ve “Gıda Temel İnsan Hakkıdır” ilkesiyle hareket ediyor. Sağlıklı yaşamın temel dayanağı sağlıklı besinlerdir. Kötü besinlerle güçsüz ve cansız oluruz, mücadele bile edemeyiz. O nedenle gıdamıza sahip çıkmalıyız

 

 

 

Kommentiere diesen Post