ALBİNO: BÜYÜCÜLER KAN PEŞİNDE
9 EYLUL GAZETESİ
26.10.2013
METE KIZIK
BÜYÜCÜLER KAN PEŞİNDE
Önceki gün Finyandiyalı albino arkadaşım Jenny'in , Tanzanya'daki iş gezisi dönüşü izlenimlerini anlattığı elektronik mektubunu okuyunca, bu haftaki köşe yazımın da konusu ansızın ortaya çıktı.
Bilim adamlarına göre bu 20 milyonda bir rastlanan durum. Metobolizma hastalığı gurubundan 'Albino' diye adlandırılıyor. Dünya genelinde her20 bin kişiden biri albino. Derideki renk pigmentinin eksikliğinden dolayı oluşan durum. Bu hastaların derileri soluk, gözleri kırmızı ve saçları beyaz. Gözleri ışığı yeterince kıramadığı için göz bebeklerini kısmak zorunda kalıyorlar. Ayrıca bir noktaya sabit bakmayarak yaşamlarını sürdürmek zorundalar. Derilerinde renk pigmentleri yeterli olmadığından güneşten gelen zararlı ışınlar vücuda giriyor ve fazla güneş altında kalmaları ölüme bile yol açabiliyor.
Albinoluların yaşamı hiçte kolay değil. Özellikle Afrika ülkelerinde cehalet ve batıl inançlardan dolayı 'lanetli' olarak görülüp hem ayrımcılıkla karşılaşmakta hem de her an öldürülme tehlikesiyle yaşamak zorunda kalıyorlar.
Brezilyalı Eunice Nqayi, iki albinolu çocuk sahibi anne. Diyor ki; " Çocuklarım ayrımcılıktan dolayı hergün okuldan ağlayarak eve geldiklerinde kahroluyorum. Toplumun onlara bakış açısının değişmesinden hiç umudum yok“ Yine Brezilyalı anne Rosemere Fernandes, ikisi siyahi, üçü ise beyaz beş çocuğu var, siyahla beyaz karışmış. Pernambuco eyaletinde yaşayan bu aile, bilim adamları için ilginç bir örnek oluşturuyor. Çünkü; iki afro-brezilyalı anne babadan böylesine bir manzara doğması oldukça ender bir durum.Brezilyalı bu ailenin diğer hastalara göre şansı var. Çünkü, Doğu Afrika ülkelerinde bu insanların hayatta kalma şansları çok az. Çünkü batıl inançlar gereği vucut parçaları ”siyah büyü” için kullanılıyor. İnanışa göre şans ve zenginlik sembolü. Özellikle kadınlar ve çoçuklar “av”lanıyorlar...
Tanzanya'nın batı bölgesindeki Shilela köyünde yaşayan beyaz derili, beyaz saçlı, ve kırmızı gözlü dokuz yaşındaki kız çocuğu Esther Charles son kurban oldu. Kaçırıldı, vucudu parçacıklara ayrıldı ve organları satıldı. İnsan avcıları albino insanların organlarını, kanlarını büyücülere, cadılara satıyor. Tanzanya Albinolular Derneği başkanı Ernest Kimaya, çoğunluğu kadın ve çocuk son bir yılda öldürülenlerin sayısının 26 olduğunu belirtiyor. Albino insanların katledilmesiyle ilgili olarak şimdiye kadar iki yüzü aşkın zanlı tutuklanmış, ancak hepsi serbest bırakılmış. Bu manzara karşın, hayatta kalabilmek için arayışlar da yok değil. Sayıları 70'in üzerinde olan albino aileleri, Kabanaga Koruma Merkezi çatısı altında katledilme tehlikesine karşı toplanır. Albinolular ve kamp çalışanları dışında kimsenin giremediği bu merkezde hayatlarını sürdürüyorlar. Ancak korku içindeler yine de Çünkü kampın baskına uğraması hiçte uzak olasılık değilmiş.
Komşu ülke Kongo'da da durum pek farklı değil. Birçokları çareyi ülkeyi terketmekte buluyormuş.İspanya albinoluları iltica hakkını hemen veren ilk Avrupa ülkesi.
Manzara böyle.
Dünyanın her yerinde ; derisinin renginden, politik görüşünden, dilinden, dininden dolayı baskılar, şiddet ve cinayetler var. Oysa her türden ayırımcılığa karşı çıkmak, herkesi eşit görmek insanlık bilincinin gereği değil midir?