Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

TİMSAHIN GÖZYAŞLARI

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

AKPART-.png

 

9 EYLÜL GAZETESİ

METE KIZIK 

20.10.2012

 

 

 

                    Timsahın Gözyaşları

 

Ağlamak üzere yazılıp çizilenlerin, tartışmaların haddi hesabı yok. Ağlamanın insanları rahatlattığı, psikolojik ve biyolojik boşalım olduğu herkesin ortak görüşü. Ağlamak bir yönüyle gözün kendini koruması. Yabancı bir madde kaçtığında, aşırı okumak ve bilgisayar ekranına bakmak, sabit noktaya kenetlenmek de beraberinde göz yaşını getiriyor.

 

Öte yandan duygusal tepkiler de ağlatıyor. Dünyaya merhaba diyen bebek ağlamayla birlikte ciğerlerine hava doluyor. Bir süre açlığını, acısını, dikkat çekmeyi ağlayarak gösteriyor.İlerki yıllarda mutluluk,aşk, sevinç. Ayrılık, başarı, başarısızlık gibi nedenler gözyaşına neden oluyor.

 

Ağlamaya yol açan nedenler arasında üzüntü, ikilem, kızgınlık, çaresizlik, acı, korku ve sevinç sayılıyor. Ağlamak, birçok şiir. Öykü, şarkıya da konu oluyor. İlhan İrem’in “Ağlama Arkadaş” müziğine uymayıp, aşk için ağlayanlar olsa bile, Bob Marley’in “no woman no cry” şarkısına kulak verilmese bile, yaşantımız boyunca bir gömme banyo dolusu, yani yaklaşık 80 litre gözyaşı döküyoruz.

 

Ergenlik çağına kadar neredeyse eşit oranda ağlanırken, sonrasında kadınlar daha sık gözyaşı akıtıyor. Bu durum ortalama 7 dakika, erkeklerden 3 dakika fazla. Genellikle kadınlarda en etkili ”silah” durumuna dönüşebiliyor.

 

GÖZYAŞIMIZIN KAYNAĞI

 

Üst göz kapağımızın içinde bulunan gözyaşı bezleri günde yaklaşık bir yemek kaşığı sıvı üretiyor. Göz kapağımızı her kapadığımızda bu sıvı gözümüzün yüzeyine dağılıyor. Göz kapaklarımız adeta arabanın cam silecekleri gibi. Daha sonra gözyaşı gözümüzün buruna yakın köşesinde bulunan kanallar aracılığıyla burun boşluğuna akıyor. Çok ağladığımızda bu kanallar tümüyle dolduğunda gözyaşı burun boşluğuna iletmek yetersiz kalıyor ve damlalar halinde yanaklarımıza süzülüyor.

 

Ağlamak kültürlerde farklı karşılanıyor. Kızılderililer için ağlamak asla söz konusu bile değil. Nijerya’da ağlayan bebek aileleri tarafından tokat ya da çimdiklenerek cezalandırılıyor. Böylece huyundan vazgeçirildiği sanılıyor. Çeşitli kültürlerde cenaze törenlerinde ağlamak, nezaket kuralı. Öyle ki Senegal’de meslekleri sadece ağlamak olan “Yas Kadınları” ölenlerin ardından 8 gün boyunca göz yaşı döküyor.Çine çayının oluşmasına neden olanın da Apollo'nun derisini yüzerek zeytin ağacına astırdığı Marsias'ın gözyaşları olduğu belirtilir mitolojide.

 

Ağlamalarıyla dikkat çeken ünlüler de var. Başta Pensilvanya sakini, Bülent Arınç, Nazlı Ilıcak, Emine ve Recep Erdoğan çifti bu

yanlarıyla tanınıyor. Bu duygu sellerini çoğunluk “timsah gözyaşları” diye tanımlıyor.

 

13. yy.da Fransız Tabiat Bilimleri sözlüğünde timsahların insanları yerken ağladığı belirtiliyor. Daha sonra “insanları yemek için ağlayacak kadar kurnaz” deyimi ortaya çıkıyor. Geçen yüzyıldan buyana da kandırma ve duygu sömürücülüğü ne gönderme yapılıyor.

 

Oysa timsahım gözyaşı duygusal değil, tamamen biyolojik. ABD Biyoloji Enstitü’nün aylık yayını BioScience ‘nin 57. sayısında ilgili konuya göz atalım: ”Timsahların gözyaşı bezleriyle, tükürük bezleri aynı kanala bağlıdır. Timsahların çeneleri insanlara göre ters yapıya sahiptir. Alt bölüm sabit olup, üst bölüm hareketlidir. Büyük bir avı yemek için çenesini fazla açtığında ve çiğneme sırasında tükürük salgılarken gözyaşı bezlerine baskı oluşur. Bu fazla salgı dışarıya taşarak gözyaşı üretir. Bu da ağlıyormuş gibi bir görüntü oluşturur.

 

Türkiye, Afganistan, Irak, Suriye'de on binlerce insanın savaşın felaketlerinden, yakınlarını kaybettiklerinden, uzun tutukluluk mahkumiyetlerinden, acılarından ötürü ağlamalarına neden olanların, çadır tiyatrosu oyuncusu gibi ağlamalarına inanan kaç kişi var acaba?

 

Timsahın gözyaşları iki türlü değil midir?

 

AKP.jpg

Kommentiere diesen Post