NESTLE'NİN AJANI VAR
9 EYLÜL GAZETESİ
2.02.2013
İstihbarat teşkilatı ve ajanlarının çeşitli örgütlere sızdığı, yönlendirdiği, çok sayıda terörist eylemlerde bulunduğu, hatta Belçika'da 1970'lerde çeşitli bombalama eylemleri yapan Maoist örgüt bile kurduğu bilinen gerçek.
Peki, Siz; bir şirketin de sol örgüt içine ajan soktuğunu, istihbarat çalışması yaptığını duydunuz mu? Böyle bir şey mümkün mü?
Nobel ekonomi ödülü sahibi James Tobin, dünyada yoksulluğun kaldırılması için uluslararası borsa şirketlerinden yüzde 0,5-1 arasında vergi alınmasını önerir. Bu görüş dünya çapında 'sosyal romantikler' tarafından destek bularak ATTAC kurulur. Kapitalizmi reddetmeyen, küreselleşmenin her kesimin yararına olmasını isteyen, şirketlerin emek ve çevre düşmanı davranışlarını da eylemlerin merkezine koyan bu yapılanma, kısa sürede bünyesinde onbinleri toplamayı başarır. ATTAC'ın etkin olduğu ülkelerin başında İsviçre, Fransa ve Almanya gelir.
İsviçre ATTAC; Şubat ayında yapılan, aralarında benim de katıldığım geleneksel anti-Davos gösterilerinin de düzenleyicisi. Ayrıca çevre ve emek düşmanı şirketlere karşı bilgilendirme yapıyor. Bunların arasında Nestle de var. Çünkü firma Brezilya, Pakistan Nijerya'da içilebilir su kaynaklarını heba etmekte, yerli işbirlikçi bürokratları ile çok ucuza on binlerce ton su kullanmakta. Üstelik bu ülkelerin içme suyunu da özelleştirdiklerinden halka parayla satmakta (Ülkemizde de bu durum özellikle HES'ler aracılığıyla adım adım yürütülüyor). Kolombiya'da Nestle fabrikasında sendikal örgütlenme yapan bir işçi lideri, faili meçhul cinayetle ortadan kaldırılır bu arada.
Bu duruma karşı çıkmak ve Nestle'nin kirli ilişkilerini kamuoyuna yansıtmak amacıyla "Attac Nestle İmparatorluğu'na Karşı" kitap çalışması da yoğunlaşır. Gelişmelerden rahatsız olan ve imajının zedeleneceğinden çekinen Nestle, 2003'de güvenlik şirketi 'Securitas' görevlisi Sara Meylan'ı ajan olarak Lozan ATTAC'ın içine sokar. Meylan'ın görevi, kitap çalışması hakkında bilgi toplamak, şirket aleyhine yapılan her çalışmayı ve eylem hazırlığını haberdar etmektir. Ancak bir yıl sonra, Meylan'ın ajan ruh hali ve provokatif çabaları, ATTAC yöneticilerinin dikkatini çeker. Kısa bir süre durum tüm çıplaklığıyla ortadadır. Meylan ortalıklardan kaybolur. Dünya sol sitelerinde boy boy fotoğrafları yayınlanır, bu kişiye dikkat edilmesi ve uzak durulması duyurulur. Üstelik ATTAC içinde 2 ajan daha olduğu ortaya çıkartılır.
ATTAC bu durumu mahkemeye taşır. Nihayet Nestle'nin rezaleti, beş yıllık dava sürecinin sonucunda, bu hafta başında yapılan son duruşmada tescillendi ve 27 bin İsviçre Frank'ı para cezasına çaptırıldı.
Mahkeme kararı sonucunda ATTAC avukatı Dolivo, “Nestle ve Securitas'ın mali gücü karşısında 27 bin Frank çok değil. Ceza Yasası yerine sivil dava olarak mahkeme açılması hukukun çok iyi işlemediğinin göstergesi. Buna rağmen bu tür ajanlık faaliyetlerine karşı bir sembol oldu” diyor. ATTAC, “Nestle artık kolayca içimize ajan sokamaz” görüşünde.
Manzara böyle. İnsanlığın sömürüsüz, hak ve adaletten yana, doğa dostu bir yaşam mücadelesi tüm engellemelere karşın dünyanın dört bir yanında sürüyor...