Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

KÜRK GİYME UTANMAZLIĞI

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

KURK--DOKUZ-EYLUL-GAZETES-.png

9 EYLÜL GAZETESİ

19.01.2013

 

                                        Kürk giymenin utanmazlığı

 

Avrupa'da  pasaklıların giysisi olarak tanımlanan “kürk” yeniden yaşantımıza sokulmak isteniyor. Oysa, 1968 Küresel İsyan'la büyüyen hayvan korumacılığı toplumun geniş kesiminde benimsenmiş, birçok insan kürk ve kürklü eşya kullanmaktan vazgeçmişti. 

İnsanlık tarihinde bir zamanlar  soğuktan korunma amacıyla  gereksinim sayılan kürk, daha sonra  sosyal statü, gösteriş,  aracı  olarak kullanıldı. 

Doğayı bozma ve ekolojiyi tahrip etmeye dayalı kapitalizm kürkü önceleri lüks bir tüketim aracı olarak pazarladı daha sonra yaygın kullanım ve daha büyük pazar derdine düştü.

Bugün yaşantımızın her alanına sokulmaya çalışılıyor. Giysiden süs eşyalarına kadar hayvan dostlarımız üzerinden geniş hacimli ticaret sağlanıyor... 

Özellikle son bir yıldır bazı lüks giyim markaları mankenler, tanınmış kişiler üzerinden imaj tazelemeye, kürklü giysilerin pazar alanını büyütmeye çalışıyor. 

Geçen hafta bir örneğini yaşadık. Genellikle alt kültür kesimin beğenisini kazanan Hülya Avşar 20 bin liraya aldığı tilki kürküyle “defile” bile yapma utanmazlığını yeğledi. Üstelik Facebook sayfasında  tepki gösteren yüzlerce hayvan koruyucusuna  “şov yapıyorlar” diye çıkıştı, eleştiri yorumlarını  kaldırdı. 

Oysa konunun vahşet boyutu var.  Milyonlarca canlı katlediliyor. 

Sektör o hale geldi ki, bugün özel çiftlikler kuruluyor. Hayvanların  derileri için boyun ve  bel kemikleri kırılıyor, kimyasallarla zehirleniyor, elektro şok, tel ve gazla boğuluyor, sıcak suda haşlanıyorlar.

Korkunç bir işkence söz konusu aynı zamanda. Çünkü canlı canlı gagalar koparılıyor, boynuzlar, kulaklar, kuyruklar, pençeler kesiliyor...

Ölü hayvan salgıladığı sıvı nedeniyle kürkü değersizleştiğinden,  canlı canlı çığlıklar içinde derileri  yüzülüyor.  Yetmiyor foklarla gördüğümüz gibi  canlı canlı derileri yüzülürken bağırmamaları için  ağızları kerpetenle kapatılıyor.

Kazlar da yaşarken tüyleri yüzülen canlılardan. Kaz tüyü yorgan yastık reklamları masumane biçimde bilinçaltımıza sokulmak isteniyor, tatlı, rahat uykunun yolu olarak sunuluyor. Oysa  mışıl mışıl uyunsun diye pazarlanan kazların tüyleri canlı canlı yolunuyor... Sonra o kazın tüyü yeniden çıkıyor, yeniden yolunuyor... 

Bu  tüketim ve pazarlama çılgınlığını onaylamak,  mümkün mü? 

Giyilen, satılan, reklamlanan, övülen her kürk,  insansızlığın kanıtı değil mi? 

Dünyada korunması gerekenler arasında çocuk, hayvan ve doğa ilk sırada gelmiyor mu? 

İzmir körfezini on yıllardır  zehirleyen özellikle Şaraphanedeki eski kürk ve deri imalathaneleri ve şirketleri değil miydi? 

Buralarda sigortasız, kaçak, asgari ücretin bile altında binlerce işçi çalıştırılmadı mı? 

Deri ve kürk sanayinde kullanılan  kimyasal atıklar  nedeniyle birçok  dere, nehir toprak zarar görmüyor mu?

Türkiye'ye her alanda örnek olmasını istenilen İzmir'imizde, hayvan hakları konusunda etkinliklerin öncülüğünü yapan  Esin Önder, Şule Baylan, Sibel Altun, Nevcivan Güldaş, Fevziye Özkan, Zehra Betaş, Ömer Kanar, Nebahat Deprem, Sedat Peker ve onlarca insan  dur durak bilmeden çalışıyor, kamuoyunu aydınlatıyorlar. Yarın saat 14.00'de  Konak Metrosu önünde yine hayvan hakları yasası için ve kürklere hayır demek için yürüyecekler. 

Tabii ki ben de orada olacağım...

link

KURKE-HAYIR.png

Kommentiere diesen Post