Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

HALKEVLERİ GENEL BAŞKANI OYA ERSOY RÖPORTAJI

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

OYA ERSOY

9 EYLÜL GAZETESİ

6.10.2013

Açılışta büyükbuluşma

 

 

7 yıldır etkinliklerini sürdüren Konak Halkevi'in yeni merkezinin açılış töreninde ”AKP gericiliğine karşı halkın muhalefetini yükseltmenin en yakıcı görev” olduğu vurgulandı.

 

Öncğkk gün yapılan tören, İzmir demokrasi hareketi temsilcilerinin bir araya geldiği buluşmaya dönüştü. Aralarında CHP Genel Başkan Yardımcılarından Sezgin Tanrıkulu ve aynı zamanda Halkevi Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Günaydın, CHP İzmir Milletvekilleri, Hülya Güven, Alaattin Yüksel, Erdal Aksünger, Mustafa Moroğlu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Çiğli Belediye Başkanı Metin Solak, Karabağlar Belediye Başkanı Sıtkı Kürüm, CHP İl Başkanı Ali Engin, DİSK ve Türk-İş Ege bölge temsilcileri, ÖDP, TKP ve Halkın Kurtuluş Partisi il başkanları, Devrimci 78'liler Derneği, çeşitli sendika ve demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri, Halkevleri Genel Başkanı Avukat Oya Ersoy ve çok sayıda İzmirli de katıldı.

 

Konak Halkevi Şubesi'nin yeni merkezinin açılışı için İzmir'e gelen Halkevleri Genel Başkanı Avukat Oya Ersoy'la, A'dan Z'ye Halkevlerini konuştuk.

 

 

 

Dünden bugüne Halkevleri nedir?

 

Bunu üç dönemde anlatmak mümkün.

81 yıl önce bir eğitim, aydınlanma, sanat ve kültür örgütü olarak kurulan Halkevleri ülkenin dört bir yanına yüzlerce kütüphane, tiyatro salonu götürmüş, bu topraklara sağlam bir kök saldı. İlk kurulduğunda, dil, tarih ve edebiyattan güzel sanatlara, spordan müze koluna kadar dokuz dalda etkinlikler yürüten Halkevleri, kapatıldığı 1951 yılına kadar 478 şube ve 4322 halk odası ile 10 milyon 73 bin 153 kişinin okuma yazma öğrendiği adres oldu. Ancak 1951’de demokrat Parti eliyle Türkiye’de gericilik tırmandırılmaya başlandırılmasıyla Halkevleri kapatıldı, mal varlıkları talan edildi., kitapları yakıldı, tiyatro salonları yıkıldı.

 

 

İkinci dönemde neler yaşandı?

1963’te ikinci diriliş dönemini başladı. Kent merkezlerinden mahallelere taşınan Halkevi şubeleri, toplumun derinliklerine kök salan örgütün halkın özgücünden beslenmesini sağladı. 1960 ve 70’lere damgasını vuran bağımsızlık, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde Halkevleri, emekçi halkın önemli bir gücü olarak yer aldı. Bu sayede ne 1971 darbesinde yaşanan tutuklamalar ve kapatma kararları ne de 12 Eylül faşizmi Halkevleri’ni bitiremedi.

 

 

Üçüncü dönemin çarpıcı özellikleri neler oldu?

1980 darbesinden 7 yıl sonra, Halkevciler yeniden yola koyuldular. 2 Diriliş döneminde pekişen bir halk örgütü olma özelliği, her türlüğü olanaksızlığı, zorluğu, baskıyı yenmek için kazanılmış önemli bir anahtar oldu. Bu dönemde örgütlülüğünü yoksul mahallelere dayandıran Halkevleri, 1980 karanlığını dağıtan emek ve demokrasi hareketi içerisinde özgün bir yeri temsil etmeye, “Halkın Muhalefet Evleri” olarak anılmaya başlandı. Bu dönemde neo-liberaldönüşüme karşı ilk refleksi vererek “Parasız Eğitim, Parasız Sağlık” kampanyalarıyla, yoksul emekçilerin hak mücadelelerini ve dayanışma ilişkilerini geliştirmeye çalıştı. İşte bu süreç, özellikle 1996 sonrası atılan adımlar bu köklü örgütü ,Türkiye’nin en genç örgütlerinden biri haline getirdi.

 

 

O zaman bu üç dönemi iki cümleyle özetlersek....

Halkevleri tarihi boyunca gericiliğe, faşizme ve neo-liberal politikalar yürüttü. Aydınlanmacı, demokrasiden özgürlükten yana, kamunun çıkarlarını talep eden ve savunan güçlü bir kurumuz. Bunun nedeni de Halkevlerinin halkın örgütü olması.

 

 

İki elin sesi, halkın muhalefet evleri var

 

 

 

En son verilere göre ülkemizde 72 siyasal parti varken, Halkevlerinin ayrıcalığı, önemi nedir?

 

Bu sorunun yanıtı bizim Halkın Hakları Bildirgesi'nde vurguladığımız konu. Neo- liberalizmekarşı halkın haklarını, gericiliğe karşı özgürlük, faşizme karşı demokrasiyi savunan, bu üçünün ayrılmaz bir bütün olduğunu savunandemokratik kitle örgütüyüz. Bu bildirgemizidestekleyen her kurum ve bireyle birlikte çalışmaya açığız. Bir yandan sokaklarda halkın mücadelesini yükseltirken diğer yandan da halkın bağrında dayanışmayı örgütlüyoruz. Özellikle yoksul mahallerde yükselen hareketiz.

 

 

Yoksul mahalleler, AKP'nin oy deposu değil mi?

 

1980 darbesi ve Özal'la birlikte başlayan, günümüzde Erdoğan'la süren dönem, köşeyi dönme, para için her yol mubahtıranlayışı kısaca neo liberal politikalar ülkemizde büyük yıkımlara yol açıyor. Bir yandan gelir adaletsizliği artarken, diğer yandan da kamunun tüm hizmetleri paralı, erişimi zor ve özellikle yoksul halk için dayanılmaz boyutlara ulaşıyor. Açayım. Eğitimde 4+4+4 faciası, sıkça değişen yönetmenlikler, üniversite sınavlarındaki şaibeler, örgün eğitimin kalitesizliği ve özelleştirilmesi, ulaşımdaki zamlar, pahalı, temiz olmayan içme suyu, sağlık hizmetlerinde ve ilaçta katkı payı, bıçak parası, mahallelerin dönüşüm maskesiyle talan ve ranta açılması, yeşil alanların yok edilip AVM yapılması yoksul mahallerdeki insanların en büyük sorunu oluyor. Milyonlarca yurttaşı; dilenci, yardıma muhtaç, ümmetçi yapma politikaları özellikle alt gelir düzeyindeki kesimlerde etkili oluyor. İnsanlarımız bir çok Avrupa ülkesin yurttaşı gibi “Yaz tatilimi hangi ülkede geçireyim” derdinde değil de, ' bu akşam mideme ekmek, çorba girecek mi” derdine düşürülmüş durumda. Bu da kaderci, dünyadan vaz geçmiş, şükürcü, dilenci, yukarıdakilerbilir kültürünü yaygınlaştırıyor. Üstelik her mahallede açılan tarikat, dinci yuvalar varoşları kuşatması da var. 5-6 yaşındaki kız çocuklarına örtünmeyi öğütleyen kuran kursları yoksul mahallelerdeki çocuklara tek alternatif olarak sunuluyor. Tüm bunlara karşı yani gericiliğe ve bağnazlığa karşı çocukları ilerici değerlerle kaynaştıracak adres gerekiyor. İşte böylesine bir ortamda varoşlarda Halkevleri var. Yoksullara, emekçilere, kadınlara, çağdaşlığa, bilime oksijen tüpü var.

 

 

Oksijen olarak varoşlarda neler yapıyorsunuz?

93'den beri parasız eğitim, parasız sağlık hedefiyle başlayan çalışmalarımız etkinliklerimizin başında geliyor. Halkevlerimizin tüm şubelerindeyedi yıldan beri 'Yaz Okulları' açıyoruz. Bu okullarımız sayesinde şimdiye kadar 10 bine yakın çocuğumuz, resimden tiyatroya, satrançtan sinema kadar, sanat atölyeleriyle, doğa, tarih, bilim gezileri ve okul destek dersleriyle bir ay boyunca zihinsel, fiziksel gelişimleri konularında destekleniyor, yetenekleri geliştiriliyor. Çocuklarımız yaratıcı, üretken özelliklerini keşfediyor. Nitelikli eğitim hakkından yoksun bırakılan çocuklarımıza gecekondularda tarikat din eğitimiyle kuşatılan çocuklarımıza çekim merkezi oluyoruz. Mühendisler, mimarlar, doktorlar, öğretmenler, felsefeciler, ressamlar, müzisyenler, gazeteciler, öğrenciler ve çeşitli alanlardan akademisyenler yaz okullarına eğitici olarak katılıyorlar. Kentlerin , mahallerimizin, yaşam alanlarımızın kentsel dönüşüm maskesi altında rantsal talanına karşı mücadele veriyoruz. Kadın sağlığı, okuma-yazma kurslarıylaHalkevlerimiz birer eğitim, kültür ve sanat merkezi durumuna yükseliyor.

 

Bu etkinlikleriniz ciddi bir masraf oluşturmalı.

Yaz Okullarımız dahil , kursiyerlerden para almadığımız gibi eğitmenlerimiz de para almayıp, gönüllü katkılarıyla dayanışmada bulunuyor. Halkevleri sadece ve sadece üyelerinin ödenti ve bağışlarıyla çalışmalarını sürdürüyor. Herhangibir yerli ve yabancı devlet, kuruluş, şirket, fondan yardım, kaynak aktarımı almıyoruz. Çünkü bağımsızlığımıza çok önem veriyoruz. Elbette Halkevleri’nin maddi değerle ölçüldüğünde ciddi rakamlarla anılabilecek faaliyetleri olmakta. Ancak bu etkinliklerin hemen hepsi gönüllülük ve dayanışma ruhuyla yapılmakta. On binlerce insanın, onlarca sanatçının katıldığı büyük şenliklerimiz, İşçi Filmleri Haftası, yazın çocuklarımızla gerçekleştirdiğimiz etkinliklerimiz, kol faaliyetlerimiz, gönüllü sanatçılarımızla ve eğitmenlerimizle yürütülmekte. Bu gerçeği herkes bilmekte. Ancak her şeyi parayla ölçen iktidar Halkevi'mizi, 'kamu yararına çalışan dernek' statüsünden çıkartırken , Deniz Feniri'ni bu statüde dernek olarak görüyor .

 

 

AKP derneğinizi zararlı mı görüyor?

Halkevleri 2011 Nisan'ına kadar 'kamu yararına dernek' statüsündeydi. Bu statü Bakanlar Kurulu kararıyla kaldırıldı. Kaldırılma gerekçesi ise 'Gelirlerinin yarısından fazlasını kamuya yararlı işlere harcamıyor' bahanesiydi. Gelirlerimizle kira, elektrik, su ödüyoruz. Diğer hizmetlerimiz parasız. Bu AKP'nin kamu yararından ne anladığını da açıklıyor. Kamuya dönük hizmet yapıyorsan para kazanacaksın, gelir elde edeceksin. Onların kamuoyunda para kazanma mantığı var. Bizim kamu anlayışımızda halka sanatı kültürü, bilimi, eğitimi parasız götürmek var.

AKP’nin kamu yararına dernek anlayışı ise Deniz Feneri ve benzeri derneklerde simgeleşmekte. Bu çerçevede 'para toplamayan', hizmetlerini para kazanma amacıyla yapmayan, kadınlarımıza okuma-yazma kursları, dileyenlere müzik, tiyatro, resim, sinema eğitimleri gibi kurslar veren Halkevi'ni, 'kamuya zararlı' sayılarak bu özelliğimizi kaldırdı. Danıştay'da itiraz davamız sürüyor.

 

 

 

 

Kommentiere diesen Post