GEZİ DİRENİŞİ'NİN ONURU

HALKIN TAKIMI BEŞİKTAŞ DERGİSİ
GEZİ ÖZEL SAYISI
EYLÜL.2013
Direnişin Onuru
Kendisini ilk kez 15 yıl önce Viyana'da bir seminerde dinlemiştim. Günümüzün sorunlarına hiç duymadığım, okumadığım derecede, yeni bir bilimsellikle, yeni bir dil, yeni bir umutla, sahte cenneti göstermemekle yaklaşıyordu. O zamana kadar öğrendiklerimi, savunduklarımı sorgulamaya yol açmıştı John Holloway.
Meksika Zapatistler (EZLN) hareketinin kuramcısı, kapitalizm karşıtlığıyla tanınan, modern anarşizmin önde gelen isimlerinden ve Otonom Yayıncılık'tan çıkan “Kapitalizmde Çatlaklar Yaratmak” kitabıyla da yankı uyandıran İrlandalı Sosyolog John Holloway, özellikle “ devrim”, “iktidar”, çatlaklar yaratmak”, çığlık”, devlet” konusunda yeni bir bakış açısı getirmesiyle tanınıyor. Üstelik oldukça da mütevazi biri. Holloway, ”söylediklerimi yüzde 90'lık kesim aptalca buluyor” diyor.
İki yıl önce de Kitap Fuarı için geldiği İzmir'de kendisiyle buluşmuş, çalıştığım gazetede tam sayfalık röportajım yayınlanmıştı. 5 saate yakın sohbetimizde Holloway, editörümüz Hakan Kirezci yönetiminde çıkan Halkın Takımı Beşiktaş dergisini incelemiş, dergiyi ana başlıklarıyla Almancaya çevirmiştim. Kendisi, dergimizdeki ABD'li, tutuklu siyahi gazeteci Mumia Cemal'in haberinin altına da imza atmıştı. Holloway elinizdeki bu dergi için “ Kapitalizmde çatlaklar yaratmak çok önemli, bir punk müzik grubu, direnişte bayrak sallayan kadın, bir Halkın Takımı Dergisi, bir antikapitalist çığlık; sistemi tümden çatırtacak çatlakların parçası. Bu nedenle çok önemli ve değerli. Buzun üzerine dökülen su gibi” yorumunda bulunmuştu.
Gezi direnişi bilindiği gibi dünya çapında yankılar yarattı. Trajedi ve komedilerle dolu bu süreçte Taksim'de Türk bayrağı satarak 5 çocuğunun da geçimini sağlayan Ali Sarıçiçek'in” halkı isyana teşvikten” ötürü tutuklanarak, hakkında 20 yıla varan dava açıldı. Öte yandan bu tarihsel direniş; katılan herkes için bir onur kaynağı, çocuklarına, torunlarına bırakabilecekleri en büyük miras olarak olarak da değerlendirmek mümkün.
Gezi direnişi dünya çapında destek bulurken Holloway da , Türkiye, Yunanistan ve Brezilya başta olmak üzere dünyada yaşananları, “Hepimiz Türküz, hepimiz Yunanız, hepimiz Kıbrıslıyız ve şimdi hepimiz çapulcuyuz” diyerek selamladı.
Holloway, Gezi direnişine başbakanın “uluslararası komplo” yaklaşımıyla ilgili de, “Bu bir komplo. Tabii ki uluslararası bir komplo. Başbakan Erdoğan haklı. Bu sokaklarda dans etmeyi seven dünya insanlarının uluslararası tertibi. Reddedenler tehlikeli insanlar... Üstelik kriz ve krize rağmen çok yeni bir dünyanın yaratılacağını biliyorlar. Öte yanda ise AVM’lerin dünyasını savunanlar var” diyor.
Holloway gönderdiği uzun yazısında, özellikle direnişin sanatsal, yaratıcı yeni bir dilin seslendirilmesi olduğunun da altını çizerek şöyle açıklıyor düşüncelerini:
“ Eski dünyanın yıkıldığını açıklayan silah sesleri değil duyduklarımız. Müzisyenlerin yüzlerinde gaz maskeleriyle söylediği müzikler eşliğinde çiftler, gaz maskeleriyle tango yapıyor, tıpkı iki yıl önce Atina’nın Sintagma Meydanı’nda Buzuki eşliğinde oynayanlar gibi... Şimdi de son bir haftadır Rio de Janeiro ve Sao Paulo sokaklarında davullar çalıyor. Öfkeyle, neşeyle dans ediyoruz. Biz, efendilerinin mezarlarının üzerinde dans eden mezar kazıcılarıyız. Hepimiz Türküz, hepimiz Yunanız, hepimiz Kıbrıslıyız. Şimdi hepimiz çapulluyoruz, İstanbul, Ankara, İzmir öyleyse dans etmeye devam edin, dünya da sizinle birlikte dans ediyor. ”
Holloway, eski ve yeni dünya arasındaki farkı da şöyle ortalığa saçıyor:
”Ve en kötü yanı, bu garip insanları, eski dünyayı savunanlar anlamıyorlar. Çünkü bunların kendilerine özgü bir mantık, bir konuşma dili var. Bu insanlar yeni bir dünyanın dilini konuşuyorlar. Bu insanlar, bu çapulcular, bu ender insanlar; Türkiye, Brezilya, Bulgaristan’da, tüm dünyada sesleri yükseliyor ve yükselecek de... Eski dünyalılar çapulcuların ne olduğunu bilmedikleri gibi, yeni dünyanın dilini de anlamıyorlar. Yaşamları protestoları bastırmak ve eski dünyanın dilini, söylemlerini yinelemekten, baskılardan, referandumlardan, reformlardan ibaret. Belki kısa dönem için başarılı olurlar, belki bastırabilirler veya reform yapabilirler, hatta toplumdaki sıradan yaşama döndürebilirler. Makinelerine oturtabilirler, masa başlarına gönderebilirler, sokaklarda dilendirebilirler, sandık başına yollayabilirler, cami veya kiliselerde diz çöktürebilirler. Ancak onların günleri sayılı.”
Dünyanın her yerinde direnenlere, vicdanlılara selam olsun.
