Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

FENERBAHÇE'NİN HES'İNE DE KARŞIYIZ

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

GAZETE-kupurleri-Zeitung-0973.JPG

HALKIN TAKIMI BEŞİKTAŞ DERGİSİ

SAYI:13

 

METE KIZIK

 

FENERBAHÇE'NİN HES'İNE DE KARŞIYIZ

 

 

 YUVARLAKCAY-DALYAN 7127

 

Tatil yaşantımızın çok önemli bir parçası. Futbol sezonu da tüm dünyada tatile girmeye hazırlanıyor. Lig sezonlarının sonuna yaklaşıyoruz. Tatil döneminde yeni trasferler, teknik direktörler, kimileri gidecek, kimileri de gelecek, umutlar, hayal kırıklığı hafiflemeye başlanıp, başarı özlemleri yeni sezona taşınacak. Ancak tatil, devre arası ve sezon sonu tanımayan durumlar da var. Doğa katliamı gibi.

Nasıl mı?

Fenerbahçe'nin en son Türkiye Kupası'nı gördüğü tarihten beri, dünyamız neo-liberal politikaların kıskacı altında. Yani para kazanma ve sömürü için her yöntem ve araçların kutsandığı, din, iman, milliyetin sınır tanımadığı bir bir mekanizmanın kuşatması altındayız. Bu politikalar gereği yoksul ülkelerin milyonları, açlık ve safalet içinde boğuşurken; ülke orduları silahlanma yarışına sokuluyor. Batının en fazla silah sattığı ülkeler yoksul ülkeler oluyor. Üstelik ülkeler arası savaş, iç savaş, dinler, kabileler arası savaş çıkartılıyor. Şirketlerin çıkarları için Brezilya'da, Meksika'da , Afrika'da on binler, yerlerinden yurtlarından ediliyor. Modern kölelik yöntemi; göçmenlik, sigortasız, sendikasız çalışma, seks ticareti, organ nakli, çoçuk işçiliği daha da artıyor. Altın yumurtlayan tavuk etiketli Batı'da insanca yaşam sürme hayali gören göçmenler, Ege sularında yaşamlarını kaybediyorlar.

Bu politikalar gereği ülkemizde ulusal sanayi yok ediliyor. SEKA, PETKİM, PTT, Sümerbank, TEKEL, TARİŞ, limanlar, bankalar, yer altı ve üstü madenlerimiz yabancılara çoktan satılmış durumda. Utanmazlık diz boyu olup," babalar gibi " satılıyor her şey. Satılmış olanlar, satmaya doyamıyorlar. Bu gidişle satmadıkları belki bir tek anaları kalacak... Çünkü yabancıların emirlerini yerine getiriyorlar kısa dönem sultanatları, çıkarları için... Herşeyi özelleştirip, ekonomiyi, eğitimi, sağlığı, barajlarımızı, otoyollarımızı, yeraltı yerüstü kaynaklarımızı, ulusal çıkarlarımızı daha fazla sömürü, daha fazla para için ele güne, yerli işbirlikçilerine peşkeş çekiyorlar.

Özelleştirilmek, talan edilmek istenenler arasında son birkaç yıldır su da girdi. Dünyanın sayılı şirketleri ve yerli işbirlikçileri en temel insan hakkımız olan suyumuza göz dökmüş durumda. Halkın içme suyu, tarım, spor, eğlence olarak kullandığı dereler, ırmaklar göller ve kaynaklar şirketlere peşkeş çekiliyor. Bunların bazılarını da Hidro Elektrik Santraller (HES) aracılığıyla da şirketlere ve yabancılara 49 yıllığına kiralanıyor. İşbirlikçi, neo-liberal politikaları gereğince ülkemiz sularında beşyüzü aşkın HES kurulmak isteniyor. Bunlardan biri de Köyceğiz sınırları içindeki Yuvarlakçay.

Denizle olan uzunluğu, yılda 40 milyon turistin geldiği İspanya'dan sahillerinden daha fazla bir ilimizdir Muğla. Carettaları ile ünlü Dalyan'a arabaya 20 dakika uzaklıkta bu Yuvarlakçay.

 

 

GAZETE-kupurleri-Zeitung-0974.JPG

 

 

Pınarköy'ün bağrından, Topgöz denen küçük vadinin 30 kadar yerinden yeryüzüne çıkıyor. Kışları diz boyu, yazları ise bir karış yüksekliğinde ki su, sallana sallana bir o yana, bir bu yana Köyceğiz gölüne dökülüyor. Köyceğiz-Dalyan koruma havzası bu sudan besleniyor. Bu sulardan başta Pınarköy, Zeytinalanı, Uzuncabük, Hambükü , Araplar ve Beyovası halkı içme suyu ve tarım için de kullanıyor. Çam ormanlarının bağrında, 10 kilometrelik dere boyunca betimlenemez bir doğayla baş başa ortamı sunuyor ziyaretçilerine. Üstelik bu Yuvarlakçay'dan 15 bin kişi yararlanıyor. Dünyada eşi benzeri bulunmayan endümenlere de ev sahibi yapıyor bu yöre. Kuşlar, böcekler, otlar içinde yaşamsal bir önemi var Yuvarlakçay'ın. 400 yaşına ulaşan anıt ağaçlarının sayısı otuza yakın...

Peki , neo-liberalle politikalar ile Yuvarlakçay'ın ne bağı var derseniz?

Anlatalım.

Çevre ve Orman Bakanlığı, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Muğla Valiliği, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurumu, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Akfen Enerji Yatırımları AŞ., Beyobası Elektrik Üretim AŞ., Enerji Piyasası Denetleme Kurulu, Çevre ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Muğla Tarım İl Müdürlüğü ve Muğla İli Çevre Orman Müdürlüğü bu doğa katliamına son süratle izin verir. Bu bölge AKFEN şirketine peşkeş çekilir. Kapılı kapılar arkasında suyu kullananların ve kamuoyunun bilgisi olmadan burayı AKFEN şirketine HES barajı yapması için üstelik yan tesisler(!) le birlikte 49 yıllığına kiraya verilir. Doğayı korumakla görevli kişi ve kurumlar katlima onay verir...

 

DALYAN- PINARKOY-HES-DIRENISI --- 6259

 

Yuvarlakçay'da geçen Ekim ayında kamulaştırmalar başlar köylülerin haberi olmadan. Peşine de doğa katledilmeye başlanılır. Bİr gecede 2 si kaçak, 10 tescilli anıt çınar ve 3 günlük ağacı, 17 Çınar, bir günde katledilir. Topgöz’den santralın kurulacağı yere kadar 60 metre eninde 2.5 kilometrelik yolda 450’si işaretli irili ufaklı bine yakın çam ağacı ve 10 anıt ağaç kesilir. 1600 ağaç daha açılan davalara rağmen katledilmeyi beklemektedir.

Bunun üzerine yöre halkından tepkiler yükselmeye başlar. Ekim sonuna doğru Topgöz denen suyun ilk çiktığı küçük vadide, kadınlı erkekli çoluk çoçuk direniş kampı kurulur. Gece gündüz, yağmurda soğukta nöbet tutulur. Amaç yasalar hiçe sayılarak katledilen anıt ağaçları vermemektir. Çünkü bunlar açılan davalar için çok önemli kanıt tomruklardır. Bir avuç köylü kadınlarının çığlığı, tüm Türkiye'ye ulaşır. Yuvarlakçay, HES'lere karşı direnişin simgesi haline dönüşür.

 

 

YUVARLAKCAY-DALYAN 7113

 

Bu HES projesinin hilesi hurdası neler?

Yöre halkının şu andaki sulama için su gereksinimi 1500 lt/sn. Oysa AKFEN 'in palanına göre elektirik üretimi için gerekli olan sudan arta kalacak olan miktar 450lt/sn.

Bu durumda dere kuruyacak. Tarım yok olacak. Çünkü tarım için su olmayacak. Narenciye üretimi çok büyük zarar görecek. Başta üreticiler, olmak üzere narenciye üretimi ve tüketimi zincirindeki herkes zarar görecek. Sudan beslenen onlarca ağaç, anıt çınarlar, balık, böcek, kuş, ot zamanla yok olacak.

AKFEN'in üreteceği açıkladığı enerji 6.500.000 kW-saat ancak 3 bin nüfuslu Pınarköy'e bile yetecek oranda değil. Yani 1 Megewat! Üstelik bu kadarcık enerji üç rüzgar enerji trübününe eşit...

AKFEN şirketi iş alanı yaratacakmış!

Bu tipte bir mini barajın inşaatı 1 yılda biter. Tüm çalışanları bu bölgeden seçseniz bile anca 100 kişiye 1 yıllığna iş yaratılmış olunacak. Kuruluşundan sonrada en fazla 15 kişi teknik kadroda çalışabilecek...

Yuvarlakçay yaz döneminde zaten yetersizken, yapılacak santral nedeniyle tarlalar kuruyacak. Üstelik şirket kuraklığı öne sürüp, su veremiyoruz derse ne olacak? Suyu parasız kullanan köylüler, suyu tutan şirkete ücret ödemek zorunda kalacak. Üstelik şirket istediği fiyatı da dayatabilecek.

Bu yöreye gelen binlerce yerli yabancı turist; bölge halkına düzenli iş alanı, geçim kaynağı sağlıyor. HES kurulması durumunda bu bölgede özelleşeceği için işssizlik, ekonomik kayıp da olacak.

Yuvarlakçay' üzerinde yapılmak istenen santral; sayıları beşyüzü aşan HES projeleri arasında gerek üretilecek enerji miktarı , gereksu su debisi en düşük olan poje.

Oysa amaç başka.

Köyceğiz Belediye Başkanı Salih Erbay’ ın açıklaması asıl niyeti ve oyunun sahne arkasını ortaya çıkartıyor. Diyor ki; “Burada yapılmak istenenin baraj olduğunu sanmıyorum. Bu bölgeyi birilerine rant sağlamak için çalışıyorlar. Yapılacak baraj yüzünden çıkan suyun geri tepmesi söz konusu. Bu büyük tehlikeler doğurabilir. Geriye tepen suyun nereden patlak vereceği belli değil. Burada yapılan resmen doğa katliamıdır. Birilerinin buna dur demesi gerekiyor. Kesilen çınar ağaçları yaklaşık 300 yaşında. Bu ağaçların kesilmesi bir katliamdır. Asıl amaç santral kurmak değil, içmeye son derece elverişli olan suyu İsrail’e pazarlamak. Bu santralı kurdurmayacağız. Ama şimdi ÖÇKK tam tersi yönde karar aldı. Yani içmeye son derece elverişli suyun santral için heba edilmesine onay verdi. Bütün bunlar yukarıdan kumandayla yapılıyor.”

Manzara böyle.

HES bahane niyet şahane AKFEN için.

Ben de Aralık sonu ve Şubat ayında toplam dokuz gün çadır ve uyku tulumumla 9 gün boyunca direnişçi köylülerle birlikte oldum. Yuvarlakçay konusunda dönen dönme dolapları ve direnişin öyküsünü, üç gün boyunca, medyada yazan ilk olmanın onurunu yaşadım... Yuvarlakçay HES direnişinin halâ süren öyküsü böyle...

 

YUVARLAKCAY-DALYAN 6999

 

Peki kimdir bu doğa katliamcısı AKFEN Holding'in başkanı?

Hamdi Akın !..

O kim mi ?

Fenerbahçe'nin eski as başkanlarından!..

Üstelik adı yıllardır Aziz Yıldırım'dan sonra başkan adayı olarak geçen tek isim!

Buyrun burdan yakın!.. metekizik@cumhuriyet.com.tr

 

  http://kureseldenyerele.over-blog.de/photo-1544272-DALYAN--2-6152_JPG.html

Kommentiere diesen Post