ALYUVAR MÜZİK GRUBU
Şirket levhalarına inat dans
İlk kez, Deniz ve Marat’ın sokaklarda doğaçlama müzik yapmasıyla başlıyor onların sokak öyküleri. Kuzeni Güldeste de İzmir’den gelince Deniz, şarkılarına Türk Halk Müziği’ni de eklemiş. Daha sonra Daniel ve Peter gruba katılmış. İlk kez 2009 yılının 1 Mayıs’ında grup olarak sokak müziği yapmışlar.
Güldeste sokakları; “Özgürlük, isyan, gülümseyen yüzler, ortalıkta dolaşan çocuklar, güneş, şirket levhalarına inat dans…” diye tanımlıyor. Sahneyle farkını şöyle anlatıyor:

“Sahnede, aylarca yaptığınız çalışmanın karşılığını alırsınız, ama sokaklarda beş kişiyle aynı şeyleri hissedebilir, doğaçlama yoluyla notalarla özgürce sevişebilirsiniz. Deniz’in sesiyle duygulanıp onun için keman çalmak, türkülerle annemi özlemek, çağdaş İzmir’imi ve yaşantımı hatırlamak, insanların önünde sıkılmadan ağlamak, onlara seslenebilmek… Özgürlük bu işte!”
Deniz’in sokaklara bakışı günlük yaşantımızın boğuculuğunda, belki de ıskaladığımız özellikleri öne çıkartıyor. Diyor ki: “İnsanlara en yakın olduğumuz doğal yerler sokaklar… Sokaklar sayesinde stresli yaşama ara veriyoruz. Üstelik koşturmaca halindeki tüketim toplumunda insanlara ara verdiriyoruz. Sokakta müziği seçtik. Çünkü insanların gözlerindeki sevinç bizi de coşturuyor, mutlu ediyor. Bire bir bakışma, iletişim sağlanabiliyor. Elit bir kesime değil, karma bir halk kitlesine, her sınıfa seslenebiliyoruz. Müziğimizi yaparken sözlü iletişimde de bulunabiliyoruz. Türk gençlerimiz, ‘Ne de güzel türkülerimiz varmış‘ diyorlar dinlediklerinde...”
Değişimin gücüne inanalım
Dünya gençliği, günümüzdeki teknolojik gelişmelerin etkisiyle birçok ortak konuda birleşebiliyor. Neoliberal küreselleşme karşıtı eylemlerde, iklim mücadelesinde, savaş karşıtlığında, moda, müzik, kitap, dans, giyim kuşamda dünyanın dört bir yanında, aynı potada buluşuyor, anında hareketlenebiliyorlar. Daniel ve Marat bu özelliklere de dikkat çekerken cesaretlerinin altını şöyle çiziyor:
“Sanayi toplumu ve yanlış küreselleşme gençleri de tüketimin öznesi haline getiriyor. Sade, dayanışmacı, duyarlı bir yaşam yerine, hazır yiyecekçi ve marka düşkünü, depresyon eğilimli, yalnızlık duygusuna kapılmış, geleceği ellerinden alınmış, hayalleri yok edilmiş bir gençlik yaratıyor. Ancak bu olumsuzluklara karşın kendi belirlediğimiz bir yaşantımız, cesaretimiz, duygularımız, hayallerimiz var bizim. Bazen yalnızlık duygusu yaşansa da, asla tek başımıza değiliz. Sokaklarda müzik, bu yönüyle de çok önemli herkes için.”
Yaşamın bitme noktası değil midir hayallerin tükenmesi insanın? Genç yaşlı, ırksal, kültürel, dinsel inancı ne olursa olsun… Güldeste: “Düzgün gitmeyen şeylere karşı çıkalım. Değişimin ve dönüşümün gücüne inanalım. Bunu yaşayalım ve gösterelim” diyor. Deniz’in dileği adeta Almanya’daki gençlerimizin durumunu sergiliyor: “Anneler babalar, tutun çocuklarınızın kollarından. Onlara sanatsal açıdan da kendilerini geliştirebilecekleri şanslar verin.”
Alyuvar’ın dilekleri ve hayalleri var.
Daniel’in düşlerinde insanlar şöyle yer ediyor: “Dünyada her şeye yetecek kadar yiyecek, içecek, sanat, müzik, sevgi var. Yeter ki; bunu gerçekleştirecek ortam yaratalım ve bunları paylaşalım.”
Sokaklarda müzik yaparken grup fotoğrafı bile çektirmeyecek, bu konuda sitelerinde hayranlarından yardım isteyecek kadar amatör ruhlu Alyuvar. Onlarla Türkiye’deki hayranlarından Fatih Yavuz’un açmış olduğu Facebook sayfasından ve Google’de “Alyuvar” aramasıyla tanışmanız mümkün. Ruhi Su’dan sonra halk müziğimizi eşsiz biçimde baştan, mezzo sopranoya kadar yorumlayabilen Deniz’in eşsiz sesi, doğaçlamaları ve müziğiyle sarmaş dolaş olmanız mümkün. Türk Halk Müziği ağırlıklı ilk CD’lerini bahara doğru çıkartmak istiyorlar.
Kim bilir belki yazın Alyuvar’ları uyku tulumları yanlarında, İstiklal Caddesi’nde, Eskişehir ve İzmir’in sokaklarında görebiliriz. Belki de çağdaş bir belediyemiz Alyuvar’ların Türk gençleriyle buluşmasını, kaynaşmasını sağlar.metekizik@cumhuriyet.com.tr
