| POLONYA Varşova Üniversitesi öğrencileri 8 Mart’ta eğitim sistemini protesto için toplandı. Ancak toplantı polisler tarafından aşırı güç kullanılarak dağıtıldı. Olayları protesto etmek için ertesi gün 2 bini aşkın öğrenci yürüdü. Hükümet eylemcileri “Siyonistler” diye suçladı... Yirmi gün süren ayaklanmalar sonucunda aralarında çok sayıda Yahudinin de bulunduğu yaklaşık bin kişi tutuklandı. 68 yılı baharında, politik ve toplumsal huzursuzluk yayılmaya başladı. Bu dönemde devlet kadrolarındaki Yahudiler işlerinden çıkarıldı. 15 bin Yahudi, Polonya vatandaşlığından atıldı. Bazıları sürgüne gönderildi... Tepkiler büyüdü. Öğrenciler arasında daha fazla özgürlük talepleri yükseldi. Düşünce ve basın özgürlüğü taleplerinin yer aldığı “Açık Mektup” bildirgesi, Batı’da geniş yankı buldu. Bu bildiride “Açık sosyalizm” istemi öne çıkıyordu. Bu arada ilginç bir gelişme daha yaşandı. Adam Mickiewicz’in “Ölüler Bayramı” adlı tiyatro eserinin yasaklanması, öğrencilerin yoğun tepkisine neden oldu. Öğrenci yürüyüşleri devlet yönetimindeki işçi milislerince kanlı biçimde dağıtıldı. Öğrenciler “Yahudi dostu” olarak damgalandı. Birçok öğrenci hapis cezasına çaptırıldı, onlarca üniversite öğretim üyesi mesleklerinden çıkarıldı. Devlet aygıtında yer alarak sistemin demokratikleştirilemeyeceğini savunanlar, kısa bir süre sonra parlamento dışı muhalefeti oluşturdu. Bu yapı daha sonra “Dayanışma” adlı (Solidarnos) sendikal ve toplumsal muhalefetin merkezi durumuna geldi... 40 YIL SONRA NE DEDİLER? Farklı değerlendirmelere yol açsa da 68 ayaklanmaları, dünyada önemli gelişmelere neden oldu. 68 olaylarının öncü lideri, Kızıl Dany lakaplı Daniel Cohn-Bendit: Bizler dönemimizde karbondioksit gazından ve klima değişikliğinin ölümcül etkilerinden haberdar değildik. 40 yıl önce ideolojik saçmalıklar çok sevilirdi. Bazıları, birçok ölümlere yol açmasına rağmen Çin’in kültür devrimini, bazıları da Küba’daki totaliter rejimi destekliyorlardı... Bizler, altını çiziyorum ki Prometheuslardık. Dünya bize aitti. Bakışımız farklıydı. Bugünkü gençlik bizim yaşadıklarımızı bilmiyor. Daha farklılar, duyarlılar, bazen korkuyorlar ancak tamamen ilgisiz değiller. Birçok genç, anti küresel eylemlerde, sivil toplum örgütlerinde, insan haklarının savunulmasında çalışıyor. Bu çalışmaları politik hedef olarak algılıyorlar, ancak bazıları bunu ret ediyor. Bunu bazıları, devrimin kurumsallaşması olarak algılıyor. Bu doğru bir yaklaşım değil, o zaman yaşananlar devrim değil ayaklanmaydı. Ayaklanma günümüzde farklı gerçekleşiyor. Ayaklanma komplekstir, birçok yüzü vardır, tek yönden bakılması mümkün değildir... Bugünkü ayaklanma küreselleşmeye karşı çıkıştır. Hedef çok nettir. En son G8 eylemlerinde görüldüğü gibi haksızlığa karşı savaşılıyor. Dünyanın yok edilmesine karşı ayaklanma var. İşsiz olmak toplumu çok bağlıyor. Bu durumu özellikle gençler çok zor taşıyor, politize olmalarını güçleştiriyor. Bu arada 40 yıl öncesiyle şimdiki zamanı karşılaştırmayı artık bırakmalı. O dönem yaşadıklarımız fantastikti. Şimdi farklı bir toplumda yaşıyoruz. 68 dünyayı değiştirdi. Şimdiye bakıp, şimdinin arkasında yaya kalmamalıyız... 68 döneminin öncü öğrenci liderlerinden ve Almanya’da etkin olan “eylemci sol” grubun liderlerinden Reiner Schmidt: Bizim dönemimizde sadece Vietnam savaşını görebiliyorduk. Almanya’daki olağanüstü hal yasalarını hedef noktasına koymuştuk. Oysa bugünkü kuşağın küreselleşme karşıtı bilinci ve eylemleri, doğrudan sorunların kaynağı olan kapitalizmi hedef alıyor. Bizim dönemimizde eylemler öğrenci ağırlıklıydı, şimdi küreselleşme karşıtları her kesimden oluşuyor ve parlamento dışı hareketi yaratıyorlar. Üstelik bu hareketin bağımsız özelliği çok önemli ve dikkat çekici... Öko-Sol eylemcisi ve anti ırkçılık hareketi parlamenteri Jutta Ditfurth: Kadın hareketinin ulaştığı bugünkü noktada 68 eylemleri yatıyor. O dönemde kadınların ehliyet almaları için kocasının imzası gerekiyordu. Kürtaj, evli ve çocuklu kadınlar hariç yasaktı. Çalışanların sosyal hakları, 68 eylemlerinin sonucudur. Sosyalist Alternatif (SAV) öğrenci lideri Lucy Redler: 68 hareketi işçi çocukları için üniversite kapılarını açtı. Ancak şimdilerde üniversite harçları ve eğitimin özelleştirilmesiyle demokratik yapı rafa kaldırılıyor. Almanya’da yapılan en son G8 eylemlerini çok önemli buluyorum. Yeniden parlamento dışı muhalefet hareketi geliyor. İşçiler arasında sendika yönetimlerine karşı hareketleri çok önemli buluyorum. Sosyolog ve Marksist feminist Frigga Haug: Biz başka yaşamak istedik, ahretteki sosyalizmi değil. Kültür için daha fazla zaman, bilinçli beslenme, politik eleştiri hakkı ve erkeklerin de mutfakta olması için savaştık ve belli sonuçlara ulaştık. Sosyolog Pierre Bourdieu: Mayıs 68 aslında çok etki yarattı. 68 Hareketi sembol olarak çok önemliydi. Beyinleri değiştirdi. Hiyerarşiyi, otoriteyi, cinsler arasındaki ilişkide düşünce yönteminin ciddiye alınmasını sağladı. Öte yandan başarısız bir devrim kadar kötü bir şey yoktur. Çünkü başarılı bir devrim yapılana kadar başarısız devrim, korku yaratır. Kapitalizm öncesi bir tarih vardı, kapitalizm sonrası da bir tarih olacaktır... İnsanlığın, savaşsız ve sömürüsüz yarınlara ulaşacağı inancıyla...
------ BİTTİ ------ Küresel Ayaklanma-1 Küresel Ayaklanma-2 NOT: Ana sayfada 1-2 (weiter)rakamlarına basarak diğer yazılarada ulaşabilirsiniz |