| /http%3A%2F%2Fgarildi.cumhuriyet.com.tr%2Fcudergi%2Fcudergi2009%2F0903%2F01%2Fi%2Fd080300.jpg) Özgürlük tüm canlılara! METE KIZIK Jean Paul Sartre “Özgürlüğe mahkûmuz” diyor. Vahşi hayvanlar da özgürlüğe mahkûm değil mi? Doğal ortamda aile yaşamını sürdürüyorlar. Gezmeyi, yiyecek aramayı, ilişki kurmayı, tırmanmayı, yüzmeyi, banyo yapmayı seviyorlar. Günde sekiz saat koşanları, hatta geceleri 30 kilometre yol yapanları var. Fil, arslan, kaplan, maymun, suaygırı, vahşi hayvanlar sınıfından Afrika ve Asya kökenli canlılar. En üst düzeyde koruma altındalar. Türleri tehlikede. Çünkü aşırı avlanma, yok olan doğal yaşam alanları, iklim değişikliği ve yiyeceklerinin azalması nedeniyle sayıları günden güne düşüyor. Oysa onların çeşitli gerekçelerle mahkûm bir hayat ya şaması, özgürlüklerinin alınması etik değil. Hem de hayvan hakları ve koruma altındaki canlıların yaşatılması ilkesine uymuyor. Doğanın özgür canlıları dünya sirklerinde bir meta aracı olarak kullanılıyor. Sirklerin tarihi 400 yıla uzanıyor. Avrupa’nın çeşitli ülkelerine olduğu gibi yurdumuza da zaman zaman konuk sirk kumpanyaları geliyor. Çemberden atlamak zorunda bırakılan arslanlar, tabure üzerinde iki ayağı üzerine kalkan filler, amuda kalkan deniz arslanları hayranlıkla izleniyor. Alkışların adresi hayvan terbiyecisi mi, köle durumunda bırakılmış hayvanlar mı belli değil...Sirkler küçük izleyiciler için hayvanları tanımanın ve sevmenin yeri mi? Öyle mi gerçekten? Değil elbet, insanlar dünyayı paylaştığı diğer canlıları da düşünmeli. Bu canlıların artistik hareketleri için neler çektiklerini görmüyor, düşünmüyor, bilmiyoruz. Sahne arkasında neler yaşandığını, uğradıkları işkenceyi bilseydik belki ağlayacak, bu acımasız gösterinin konukları olmayacaktık. Berlin Hayvanat Bahçesi eski baş bakıcısı Karl Lock, “Fillerin amuda kalkması ve oturması anlatılmaz bir işkencedir. Bir süre sonra bu hayvan öldürülmek zorundadır. Çünkü omurgaları bozuluyor” diyor. Sirklerde çok uzun süre başantrenör olarak çalışan Elke de Vries-Becker 2004 yılında bu mesleği vicdanının sesini dinleyip bırakırken bakın ne diyor: “Hayvanlara sirklerde gösteri yaptırılması yeni bir modern kölelik biçimidir. Hayvanlar usup bıkmadan sürekli olarak öğretilen hareketleri yapmak zorundadır. Ancak bu sanat gösterileri kendi özgür yaşamlarında asla yapmayacakları hareketlerdir. Bu nedenle vahşi hayvanların gösteri yapmaları yasaklanmalıdır.”  Gerçekler böyle. Peki, hayvanları tanısın ve sevsin diye sirklere götürülen çocuklar yetişkin olduklarında ne düşünecek? Sirkler hayvanları sevme, güzel dakikalar geçirme yeri değil. Çünkü gösteri, insanların hayvan dünyasına zorbalığı aslında... Son yıllarda artan bilinç ve duyarlılık sonucu birçok ülkede bu alanda ileri adımlar atıldı. 90’lı yıllarda yoğunlaşan karşı sesler sayesinde Almanya, Estonya, Hırvatistan, Kosta Rika ve İsrail’deki sirklerde vahşi hayvanların bulundurulması tamamen yasaklandı. Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan ve Macaristan eğlence çadırlarında yeni doğan hayvanların bulundurulmasını engelledi. İngiltere, ABD, Kanada, Brezilya gibi birçok ülkede yerel yönetimler, çeşitli sınırlamalar getirdi. Türkiyemiz ise cennet! Bir kısıtlama yok... Bu alandaki uluslararası anlaşmada imzası da yok. Özgürlük tüm canlılara!.. |