DOSTLARIN GÜCÜ YAŞATMAYA YETMİYOR...
link
| Hafta Sonu 21.02.2009 |
| İnternette zaman zaman fotoğraflarıyla, video çekimleriyle bir vahşete tanık oluyoruz batıdan. Kuzeyde küçük bir limana çekilen yüzlerce balinanın bir kan denizinde katledilmesinin tanıklığı bu.... Balıkçılık binlerce yılı geçmişiyle, insana yaşamını sürdürebilmesi için gerekli gıdayı sağlıyor. Önceleri set, sepet, mızrakla başlayan bu uğraş, günümüzde radarlı, helikopterli, otomatik ağ atma ve toplama özelliklerine sahip araçlarla da sürüyor. Ancak aşırı avlanma ve nesli koruma altındaki canlıların yok edilmesi ekolojik dengeyi bozuyor. Bu durumdan en çok etkilenen deniz canlılarının başında balinalar geliyor. Oysa deniz canlılarının da “karşılıklı yardım” temelinde işlevi olduğu görülebilir ve yorumlanabilir... Balinalar, onbinlerce yıl önce anakaraların evrimsel süreci aşamasında tekrar suya döndüler. Bu nedenle zaman zaman nefes almaları için su yüzüne çıkıyorlar. İşte o an felaketleri oluyor, zıpkınlanıyorlar. Yaralı vücutlarından akan kandan dolayı boğuluyorlar. Saatler süren acıların sonunda ölüyorlar. Görme duyuları kötü, koku ve duyma özellikleri çok gelişkin. Yönlerini ultraşal dalgalara göre ayarlıyor, kaşalot balina üç bin metre derinliğe kadar dalabiliyorlar. Ancak gözlerini para ve meta bürümüşlerin hışmından kurtulmaya yetmiyor. Başlangıçta pazulu kürekçilerin 8 kişilik kanolarıyla tek tük avlananırdı balinalar. Ancak buharlı gemilerin icadı ve 1863 yılında Almanların bulduğu mermili zıpkın, katliam süreci başladı. Düşmanları çok. Üstelik beslenmeleri için gerekli olan balıklar aşırı avlanmadan ötürü azalıyor. Balıkçı ağlarına takıldıklarından ölüyor, gemilerin çarpması sonucu ağır yaralanıyor, askeri gemilerin gürültü ve denemelerinden rahatsız. İklimsel değişiklikler, petrol çıkartma kuyuları, bu türde erkeklerin daha çok avlanması, denizlerin kirlenmesi de işin cabası... Peki balina katliamına yol açan ne? Balinaların deri altında yaklaşık 50 cm.ye varan yağ kütleleri vahşetin temel gerekçesi. Özellikle sabun, krem, parfüm, hormon hapları, yem, sucuk, mum, jelatin, margarin, çorba, ayakkabı, ayakkabı boyası, balina yağı uğruna öldürülüyorlar. Bugün doğa, çevre ve hayvan hakları savunucularının 40 yıllık mücadelesi sonucunda balina avcılığı kurallara bağlanmış durumda. Ancak yinede Finlandiya, Japonya, İzlanda, Almanya ve İspanya avlanma mevsimi yasağını delik deşik etme girişimlerini sürdürüyor. AB Su ürünleri Komiseri Joe Borg, son 20 yılda balina avcılığının çok arttığına dikkat çekerek “Avcılık 1984’de yıllık 270 bin ton iken, her yıl artarak, bu yıl 800 bin tona ulaştı. Bunun 100 bin tonu Avrupalı avcılara ait” diyor. Japonya, İzlanda ve Norveç tüm baskılara rağmen balina avcılığından vazgeçmiyor. Onların sıkça avlamanın bilimsel araştırmaları için olduğunu öne sürüyor olmasıda komiklik. Ancak bilimsel araştırmaların başında Japonlar geliyor. Her yıl öldürdükleri balına sayısı bini buluyor, Japonların midesine iniyor. Peki Japonların balina ilgisi nereden geliyor? 1930’larda balina av filosu imparatora bağlı japon ordusu bünyesinde oluşturuldu. Amaç Çin’i kuşatma isteği doğrultusunda ordunun et gereksinimini karşılamaktı. Bu sevimli canlıların yağı ve eti yıllarca kullanılıyordu. Halka sürekli olarak “Onomi” salamı önerildi, reklamı yapıldı. Statü göstergesi olarak toplumda kabul ettirildi yıllarca. Bir kilo Onomi ancak 100 cüce balinanın kuyruk bölgesinden elde ediliyor. Japonların orta ve üst marketlerinde bir kilo Onomi yaklaşık 900 liraya satılıyor. 1946 yılında balina avcılığı yapan 14 ülke tarafından BM’ye bağlı olarak oluşturulan Uluslararası Balina Avcılığı Komisyonu (IWC) bu yolda önceleri firma sözcülerinin çıkarlarını korurken, zamanla kabuk değiştirmek zorunda kalır. Komisyona daha sonra 20 ülke daha katılır. 1986 yılında imzalanan balina av yasağı günümüzdede süregelir. Ancak bazı durumlarda yasak geçerli değildir. Bunları geleneksel yaşam biçimi balina avcılığına dayalı ülkeler ve araştırma amaçlı katliamlara kota konuldu. Yine de bu anlaşmayı ortadan kaldırmak için birçok ülke devrede. Japonya Norveç, İzlanda, Almanya, İspanya gibi ülkeler sürekli itaraz ederler. Bunun yanında mutlu olunacak bir durum da çevrecilerin çabalarıyla yaşama geçirilir. Antartikanın güney kısmı balinaların üreme alanı ilan edilir. Yapılan anlaşmayla bu bölgede kesin bir av ve gemi yasağı getirildi.. Hurrraaaa, çığlığının ekosu henüz bitmeden, Japonlar bu uluslararası yasağa uymazlar. En son katliam 6 Şubat’ta gerçekleşir. 3 katliamcı Japon balina avcısı gemisi, Ross denizinde bir balina daha katletti. Üstelik bu gemilerden biri Japonya Memeli Deniz Hayvanları İnceleme Enstitüsü’ne ait. Katil balina gemilerine karşı çıkan balina savunucularının gemisi Sea Sheperd’in (Deniz Çobanı) tüm engelleme çabalarına karşın. Deniz Çobanı mürebbatının 3 gün süren engellemelerine karşın en sonunda Uzun Menzilli Akustik Silah (LRAD) kullanarak çoban yıldızı15 mil uzağa püskürtüldü. İşte tam bu sırada katliam gerçekleşti. Utanmazlık sürdü. 10 Şubat’ta LRAD bir açıklama yaparak Atlantikdeki bilimsel çalışmaları sırasında çevre korumacı Çoban Yıldızı gemisinin taciz ve terör eylemlerine maruz kaldıklarını, güvertelerine bok kokusu bombaları atıldığını, gemi pervanelerinin çevreci teröristler tarafından işlemez hale getirilmek istendiğini öne sürdü. Deniz çobanlarının kaptanı çevreci militan Kaptan Paul Waltson bu açıklamayı anında yanıtladı: “Japonya, BM tarafından uluslararası balina koruma bölgesinde bile katliamlarını sürdürmektedir. Onların bölgede bulunmaları bile yasa dışıdır. Uluslararası yasaların çiğnenmesidir. Ülke yöneticileri buna sessiz kalmaya devam etmektedir.” Japonya ve ABD çok sıkı ticari ilişki içinde. Öyleki deli dana yasağı ihracatı bile ancak 8 ay geçerli olabildi. ABD’nin tarıma yön veren tekelleri hemen devreye girerek kısıtlamayı kaldırmayı başardılar. Almanya, özellikle zengin Japon turistlerinin uğrak yeri olarak dikkat çekerken diğer yandan da ekonomik ilişkilerinin en yoğun olduğu 2. ülke durumunda. Balina avcılığından gönüllü olarak vaz geçen Yeni Zellanda, Japonya’nın balina katliamına ses çıkartamaz. Çünkü, onlar için tarım aletleri ve zengin kitle turizmi çok önemlidir. Manzara bu. Bir gurup çevre korsanı çabalarını sürdürüyor, inadına direniyor, dikkat çekiyor, anti balina koalisyonu oluşturmaya çalışıyor ve en etkili yöntem olarakta Japon ürünlerine boykot çağrısına hazırlanıyor. Bu hafta başında Ankara’da Japon Büyükelçiliği protestonun merkezi oluyor... |

