Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

GDO ŞİRKETLERİ NEYİN PEŞİNDE?

Veröffentlicht am von mete kizik

gdo-foto.jpg

 
Dergi 21.06.2009

 

METE KIZIK

21.06.2009

CUMHURİYET HAFTA SONU


                          GDO şirketleri neyin peşinde?




Dünyada GDO tehdidine en fazla dikkat etmesi gereken ülkelerden biri Türkiye. Çünkü biyolojik bakımdan çok zengin. Yetişen 11 bin bitki türünden iki bin kadarı, başka hiçbir yerde bulunmuyor. Buna rağmen bu zenginlik çokuluslu şirketlerin tehditlerine ve talanlarına karşı korunmuyor. Yeni yasa ise çokuluslu şirketlerin ekmeğine yağ sürüyor...


METE KIZIK


Dünyamızı talan eden ekonomik, siyasi, askersel politikalar zenginliği bilinen durum. Çokuluslu şirketler (ÇUŞ) , uluslaralarası anlaşmalar (GATT; IMF; DB, TRIPS gibi) ve militarist politikalarla (NATO; ABD, AB) gerçekleştiriliyor. Bu bin bir surat hamlelerden biri de son yıllarda ismi çokça anılan Genleri Değiştirilmiş Organizma (GDO). İçerik olarak genetiği değiştirilmiş bütün organizmaları kapsıyor. Dünyada GDO konusunda en fazla dikkat etmesi gereken ülke Türkiye. Çünkü biyolojik zenginlik bakımından çok şanslı. Yurdumuzdaki 11 bin bitki türünden iki bin kadarı, başka hiçbir yerde bulunmayan endemik türler. Yerli gen kaynaklarının korunması ve ıslahı için kurumsallaşmak, gen kaynaklarımızın, çokuluslu şirketlerin tehditlerine karşı korunması gerekiyor.


GDO’ların çok ilgi çekici öyküleri var... Hindistan’da birçok köylü tekellerin sözlerine inanır. Geleneksel tohumlarını bırakarak, GDO’lu tohum kullanır. Amaçları daha fazla kazanç, daha az ilaç ve gübre bunun karşılığında çok hasattır. Şirket başlangıçta neredeyse bedavaya bu tohumları dağıtır. Ancak 8 yıl sonra tohumun fiyatı sadece birkaç zengin köylünün alabileceği kadar yükseltilir. Üstelik bu tohumu daha önce kullanmış topraklar, başka ürünleri zehirlemekte, yok etmektedir. Borç, iflas, yoksulluk ve açlık nedeniyle intihar eden çiftçilerin sayısı 16 bini bulur... Türkiye’de 31.10.2006’da çıkartılan “Tohumculuk Kanunu” uyarınca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın izniyle bu tohumlar ithal edilebiliniyor, Ancak yaygın ekilmesi yasak! Yetkililer uzun yıllar “bizde GDO tohum yok” açıklamalar yaptı. Bu söylem yakın zamanlarda “var, ama kontrol edemiyoruz, kaçak girişler oluyor” olarak değişti. Şimdilerde GDO’lar bakanlar kurulunun gündemine girdi, bugünlerde yasa tasarısı görüşülecek ve yasallaşacak!





Hatırlayalım... Geçen yıl mart ayında Norveç’te bir buzdağının altına Küresel Tohum Deposu yapılmıştı. Yazılan çizilenlere göre olası bir nükleer savaş sonrası veya kıyamet sonrası topluma bırakılmak üzere 200 milyonu aşkın tohum örneği depolandı. Tepkiler çeşitliydi; “Vayyy beee, adamlara bak ne kadar ileri görüşlüler, biyolojik çeşitlilik bari yok olmayacak” gibi çoğunluk görüşü varken akortsuz seslerde duymuştum çevremden “bu işin içinde bir hinlik var” gibi... Depoyu işleten Global Crop Diversity Trust (GCDT- Küresel Hasat Çeşitliliği Örgütü) örgütün mali gücü Nisan 2009 rakamlarına göre 123 milyon dolar. Roma’da kurulan bu örgütün başında Kanadalı Margaret Catley-Carlson bulunuyor. Carlson, 1998’e dek New York merkezli Nüfus Konseyi’nin de (Population Council) başkanı. Ne yapardı bu konsey? John D. Rockefeller’ın nüfus artışını düşürmek amacıyla 1952’de kurduğu aile planlaması adı altında yoksul ülkelerde kısırlaştırma çalışmaları yürüten bir örgüt. Öteki GCDT üyeleri arasında Lewis Coleman adı da geçiyor. Colaman ABD’nin en büyük Pentagon anlaşmalı askeri endüstri şirketi olan Northrup Grumman Corporation’ın da kurul başkanı görevini yürütmüştü. Bu örgütün finansörleri arasındaki isimler hiçte yabancı değil. Örneğin Bill Gates. Şirketinin etkin yönetiminden çekildiğini açıklayıp kurduğu Bill-Melinda Gates Vakfı ile kendisini Asya ve Afrika’daki çiftçilere yardıma adayacağını beyan etmişti. Dünyanın en büyük patentli GDO tohum ve tarım kimyasalları devi ABD’li DuPont / Pioneer Hi-Bred, ABD’li GDO devi Monsanto, (GDO alanında dünya pazarının yüzde 90’ını elinde bulunduruyor.) İsviçre’den Syngenta, tarımda genetik değiştirmek amacıyla 1972’de 100 milyon dolarlık ilk vakfı kuran petrol devi Rockefeller, ABD, İngiltere, Hollanda, Norveç, Almanya, İsviçre ve Kanada’dan da devlet fonları aktarılıyor!


İlişkiler yumağından çıkan manzaraya baktığımızda: Yoksul ülke tarımlarındaki orijinal tohumların kökünü kazıyıp GDO’yla köleleştiren şirketler, bunu Türkiye’de de gerçekleştirmek niyetindeler. Gezegenimizdeki orijinal tohumları olası bir kıyamet günü için kutuplarda buzdan bir adaya saklıyor. Hemen sorulmaz mı? Dünyanın pek çok ülkesindeki “Ulusal Tohum Depoları”na ne gibi bir felaket gelecektir ki Svalbard’a muhtaç kalınacaktır? Durum böylesine vahim. Bakanlar Kurulu’ndaki bu konuyla ilgili olarak Tarım Bakanımız geçenlerde bir açıklama yaptı “GDO’ları sıkı denetleyeceğiz. Kontrol altında tutacağız “ dedi. Oysa AKP iktidarı döneminde yiyeceklerimiz aşırı zehirli olduğu için Almanya, Rusya başta olmak üzere bir çok ülkeden geri dönmedi mi? Dışarının almadığı zehirli yiyecekler iç piyasaya sürülmedi mi? Denetimlerden, kontrolden bahseden bakanın 2008 Ekim ayındaki bir rapordan haberi yok anlaşılan. AB heyetinin “Gıda ve Halk Sağlığı” konusunda yaptığı incelemelerinden sonra iki milletvekilinin hazırladığı rapora göre “birkaç büyük yiyecek alanındaki şirketler hariç üretilen ve tüketilen yiyeceklerin sağlıklığı ve güvenilirliği çok düşük düzeyde... Yeterli denetim yok... Kurumlar arasında işbirliği yok... Yeterli, yetkin, eğitimli personel açığı çok fazla... İlgili yasalar uygulanmıyor... Bu alanda elektronik yayın ve istatistikler çok az... Türkiye’de üretilen ve tüketilen yiyecekler AB normlarında değil”.


Yiyecek, içeceklerimizde durum böyleyken GDO’lar ülkemize ve midemize doldurulmak isteniyor. Bakan da “Kontrol edeceğiz” diyor... Topraklarımıza, kendimize ve gelecek kuşaklara bile geri döndürülemez oranda zararlar verecek yasa çıkartılmak üzere. Tartışılmadan, kamuoyu bilgilendirilmeden...


Tehlikenin farkında mıyız?



Çokuluslu GDO şirketlerine karşı küresel tepkiler de büyüyor...

metekizik@cumhuriyet.com.tr





























NOT: Ana sayfada 1-2  (weiter)rakamlarına basarak diğer yazılarada ulaşabilirsiniz

 
Kommentiere diesen Post