Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

KÜRESEL İSYANIN 50.YILI

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ EYLÜL 2018 BÜLTENİ

ODTÜ MEZUNLARI DERNEĞİ EYLÜL 2018 BÜLTENİ

İnsanlığın özgür, çağdaş, akılcı, eşitlikçi, ütopyanın yaşama geçirildiği, etkilerinin kuşaklar boyuna taşındığı dönemin,  Küresel İsyanın 50. Yılını yaşıyoruz

İnsanlık tarihinin  nicel ve nitelik olarak en radikal döneminin yaşandığı sadece o kuşağın değil sonraki dönemleri de etkileyen bu dönemde neler yaşandı? ABD’de başlayıp neredeyse dünyanın dört bir yanını saran  hatta  bazı ülkelerde de toplum ve devlet aygıtının birçok alanda değişmesine yol açan sürecin  doğuşu, eylemler, egemenlerin bu süreçteki ayak oyunları,  günümüze  izdüşümleri nelerdir  sorularına verilecek yanıtlar bir yanıyla da hala tartışılan özellikler taşıyor, güncelliğini koruyor, dersler veriyor.

68 olaylarında yeşeren kadınların eşitlik mücadelesi, çevre ve insan hakları, demokrasi, yeni boyutlardaki anti kapitalist ve anti emperyalist hareketler, tüketici hakları, dünden bugüne ve yarınlara da uzanan bir miras... Diğer yandan yaşantımızda artık sözü bile edilmeyen kazanımlar da var 68 hareketlerinin sonuçları arasında... Kürtaj, doğum kontrolü, seksüellik, modern eğitim, rock kültürü, sanatta sınırsızlık, savaş karşıtlığı, mini etek, reşitlik yaşı, flört,  evlilik dışı birlikte yaşam, gay ve lesbiyenliğin kabul görülmesi, prezervatif, jean, karma eğitim, katılımcılık, üniversite özerkliği ve toplumdaki demokratik haklar, 68 ayaklanmasının yansımasının ilk akla gelenlerini oluşturuyor.

 

Küresel ayaklanma  50. yılında bile  kimilerince şimdiki sorunların kaynağı, bazılarına göre  nostalji,  gençlik hatası  geniş kesimlerde ise  bireysel ve toplumsal ilerlemenin motoru olarak değerlendirilen 68 dönemi  en yoğun  yaşandığı ülkelerin arasında ilk sıralarda ABD,  Türkiye, Almanya, Fransa, İtalya, Çekoslovakya, ve  Polonya geliyor.

 

Bu yazımda yer darlığından ötürü üç ülkeyi özetlemeye çalışacağım.

 

Küresel İsyan 68’in doğuş sürecine baktığımızda kökleri ABD’nin  onlarca yıllık ırk ayrımına dayanan beyaz-siyahi mücadelesini temel almak gerekiyor.  Üstelik 2. Dünya savaşı sonrası yükselen ABD ekonomisi beyazlara daha geniş maddi olanaklar sağlarken siyahilerin yerleşim bölgelerinde sefalet  zirve yapıyordu. Siyahilerin ayrı okullara, siyahilere ayrılan kiliselere  gitmek zorunda kalmaları, otobüslerin arka sıralarda oturma zorunluluğu, iş yerlerindeki ayrımcılık, “Beat Kuşağı” , “Amerikan Yurttaş Hakları Hareketi (NAACP)”, özellikle öğrencı gençlik arasında yayılan “ Çiçek Çocuklar” , “Şiddetsiz Öğrenci Koordinasyon Komitesi ( SNNC)” ,  “Berkeley Üniversitesi”, “Hippi”akımı”, “Vietnam Savaşı karşıtlığı”, “Martin Luther King”, “Malcom X” ,  “Mao Zedung” ,”Kara Panterler Partisi”, ”LSD kullanımı”, ” Ulusal Kadın Örgütü (NOW) ”, “Joan Beaz”, “Bob Dylan”,”Woodstock Festivali” ABD deki 68 dönemin ilk akla gelen konu başlıklarını oluşturuyor.

 

ABD’ de başlayan isyanın Avrupa’ya ulaşması gecikmedi. 2.Dünya Savaşı sonrası Almanya tutucu yapıdaydı. Savaş ve Nazi dönemiyle hesaplaşılmamış, devlet yapısından, siyasal partilere, üniversitelerden, ilkokullara kadar her alanda Nazi dönemi bürokratları yönetici pozisyonunda bulunuyordu. Toplumsal yaşamda Vaymer İmparatorluğu’ndan kalma yasalar ve kurallar hala hüküm sürüyordu. Üniversitelerde Nazi dönemi dekan ve profesörleri hala görev başında,  öğrencilerin konuşma, toplantı ve örgütlenme, yönetime katılma hakları  bile yoktu. Kadınlar sadece büyük şehirlerde öğrenim görebiliyor, iş bulabiliyor,  bakirelik kutsallığı içinde, “3K” yaşam (Kilise, Mutfak, Çocuk) üçgeninde yaşamaya mahkum bırakılıyordu. Üstelik ülkenin iki büyük partisi Hristiyan Demokratlar ve  Almanya Sosyalist Partisi’nin oluşturduğu  yüzde 95 oy çoğunluğa sahip “Büyük Koalisyon” Olağanüstü Hal Yasası çıkartıyor, ordunun atom silahlarıyla donatılmasını kararlaştırıyordu. Bunların yanında çocukluk dönemlerinde savaş ve acılarını yaşayan gençlerin televizyon ve basından   Napalm bombaların kullanıldığı Vietnam Savaşı’ndan etkilenmeleri, İran Şahı Pehlevi’nin Almanya’yı ziyaret etmesi, toplumda yükselen savaş karşıtlığı, kürtaj yasağı, “Komün1”  Almanya 68 ayaklanmasının temellerini oluşturuyordu. İşte bu ortamda Almanya Sosyalist Partsi’nin “ aşırı uç” gerekçesiyle 1961 de ilişkisini kestiği  Sosyalist Alman Öğrencileri (SDS), Parlamento Ötesi Muhalefet (APO) merkezini oluşturuyordu. Dönemim öğrenci lideri ve daha sonraları Yeşiller Partisi’nin kurucuları arasında yer alan Rudi Dutschke önderliğindeki APO hareketi, yaşamın her alanında etkisini gösterecekti … Bu dönemde sol içindeki ayrışmadan dolayı  Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF) doğacak, gündemi uzun süre işgal edecekti …

 

Fransa ve İtalya daki 68 döneminin Almanya ayaklanması ile en büyük farkı isyanın işçi sınıfı içinde de büyümesi, siyasi iktidarı da doğrudan hedef almasıdır.  Kapitalizmin İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle birlikte kriz dönemini atlatıp “ altın çağ” dönemine girmesiyle birlikte   Fransa’da sosyal refah üst seviyelere çıkacak, 20 yıla yakın bu dönem yaşanacaktı. Ancak bu 20 yıllık “ yükseliş” döneminde sonra gelen kriz, ücretlerdeki düşüş, sosyal haklarda kısıtlamalar, hayat pahalılığı, yoksulluğun artması, 1936’da genel grevler sonucu sağlanan haftalık çalışma süresinin 40’tan 48-50 saate çıkması,  sömürge ülkesi Cezayir’de  Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın başarıya ulaşması, Fas ve Tunus’a bağımsızlık verilmesi büyük çalkantılara yol açar ve yarı başkanlık sistemine dayalı 5. Cumhuriyete geçilir devlet başkanı da Genarel de Gaulle olur. O’nun  baskıcı rejimi, “büyük güç ABD’den bağımsızlık” hayaliyle çok çalışma, kemer sıkma ve fedakarlık politikaları toplumun geniş kesiminde huzursuzluğa yol açar. Üniversite gençliği arasında da kadınların pantolon giyme yasağı, kadın yurtlara erkek ziyaretçi yasağı, yoksul ve emekçi aile gençlerin üniversiteye kayıtta yaşadığı zorluklar,  Sarbonne Üniversitesi eylemleri, üniversitelerdeki öğrenci fazlalığı, üniversitelerde  asistanların sözleşmeli olarak çalıştırılması, Fransız Komünist Partisi’nden (PCF) kopan yığınlarda “Yeni Sol” akımının güçlenmesi, Daniel Cohn-Bendit, eylemlerin zirve yaptığı Mayıs ayında kurulan  Mayıs 22 hareketi (M22), Renault, Peugeot çalışanları başta olmak üzere yaygın grevler,” barikatlar gecesi”, yerlerde sürünen iktidara el koyamayan PCF’nin tavrı, Avrupa komünizmi bu dönemin ana başlıları arasında yer alır.

ODTÜ BÜLTENİ EYLÜL 2018

Kommentiere diesen Post