ÖLÜM ADIN KALLEŞ OLSUN
9 EYLÜL GAZETESİ
16.03.2013
Ölüm adın kalleş olsun
Şili'li iki ünlü ismin ölümündeki belirsizlik yıllardır tartışılan bir konu. Bunlardan biri Şili Devlet Başkanı Salvador Allende, diğeri ise şair Pablo Neruda.
Bu iki ölümü incelemek için bilgilerimiz hatırlayalım.
4 Eylül 1970 seçim günü Şili manzarası şöyleydi. Ülke ekonomisi yabancı şirketlerin elinde. Bakır madenleri on yıllardır ABD şirketi ITT ve diğer yabancı şirketlerce talan ediliyor. Dış borcu 3 milyar doları aşmış, büyüme hızı yüzde 0.8, enflasyon 3 haneli rakamlarda.
Seçim vakti gelir. Komünist Parti kendi adayı olarak şair Neruda'yı göstermek ister. Ancak Unitad Popular'ı oluşturan 6 partinin birleşimiyle Sosyalist Parti lideri Allende ortak aday olarak seçime katılır. Bu birleşik sol cephe rakibi sağcı partiye göre seçimi önde kapatır.
24 Ekim’de kongrede başkanlık seçimleri sürecinde Salvador Allende , Hristiyan demokratları ikna ederek başkan seçildi. Böylece dünyada demokratik yoldan işbaşına gelen ilk Marksist devlet adamı olarak tarihe geçti.
1971 yılının sonunda Fidel Castrodört hafta boyunca Şili’yi ziyaret eder. Sosyalist ekonomiyi destekler. Allende’ye kaleşnikof armağan eder.
Faşizmin ayak sesleri
ABD Ulusal Savunma Danışmanı Henry Kissinger, CIA Başkanı Richard Helms’e, Amerikan hükümetinin “Şili’nin elden gitmesine izin vermeyeceğini” söyler. ABD amborgosu etkisini göstermeye başlar. Dünya Bankası ve IMF tarafından verilen krediler kesilir. Ardından ülkenin en büyük geliri bakırın uluslararası piyasalardaki fiyatı bir anda düşer, kıtlık baş gösterir. Kendisini iktidara getiren çevreler bile yüksek sesle protesto etmeye başlar, faşist terör gemi azıya alır. CIA planları gereği iç kaos tıkır tıkır işlemektedir...
Genel Kurmay Başkanlığına bizzat Allende tarafından getirilen Augusto Pinochet, üç hafta sonra bu kez Allende’nin intihar etmesine yol açan darbeyi gerçekleştirir.
11 Eylül 1973’te Perşembe günü başkanlık sarayı La Moneda, Allende hükümetini yıkmak amacıyla savaş uçaklarınca bombalanır. Allende’nin korumaları sarayda saatler boyu cuntacı faşistlerle savaşır. İşçi sınıfı sessizdir. Öğrenciler ve aydınlardan çıt çıkmamaktadır. Allende yalnız bırakılmaktadır... Direnişin sonuna doğru, Allende odasında kafasından vurulmuş halde bulunur...
Allende'nin öz kıyımı, uzun yıllar saklanır. Sevenleri onun öz kıyımı tercih edeceğini kabullenmemektedir. Ancak söylentiler de vardır. Sonunda geçen yıl cesedi üzerinde uluslar arası komisyon tarafından yapılan inceleme sonucunda özkıyım yaptığı kesinleşir... O, cuntacı faşistlerin eline geçmektense, Castro'nun hediye ettiği kaleşnikofla ölümü tercih etmiştir.
Allende'nin yakın arkadaşı, Şili Komünist Partisi üyesi, diplomat, Nobel ödüllü ' aşkın şairi' Nerudaise, faşist cuntanın işbaşına gelmesinden bir kaç hafta sonra hastalığı nedeniyle kaldırıldığı Santiago Santa Maria kliniğinde 4 dört gün sonra 'prostat kanseri' nedeniyle yaşamını yitirir. Şoförü ve kişisel asistanı Manuel Anaya, yıllardan beri Neruda'nın şırıngayla Pinochet ajanları tarafından öldürüldüğünü öne sürer. Bu iddiaları son dönemde Şili Komünist Partisi ve Sosyalist Partisi'de dile getirir ve bu hafta başında, Nisan'da cesedi üzerinde inceleme yapılmasına karar verilir.
Yaşam böyle... Devrimciler ölüyor, devrimciler yaşıyor...