GENÇLİK DEVRİMİ HALKLA BULUŞUYOR
METE KIZIK
9 EYLÜL GAZETESİ
08.06.2013
GENÇLİK DEVRİMİ HALKLA BULUŞUYOR
AKP iktidarının bireyin ve toplumun yaşamını değiştirme, özgürlükleri kısıtlama, kafasına göre yapılandırma, diktacı uygulamaları, en sonunda da Gezi Parkı’nı da yok etme niyeti toplumsal bir patlamaya yol açtı. Gençlerin Taksim direnişiyle başlayan kentine ve kendine sahip çıkışı, Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı. Yıllardır “etnik köken”, “PKK”, “İmralı”, “AKP”, “açılım”, “kürt sorunu” gibi konularla öne çıkartılan gündem değişti. Gençlerin direnişi ülkenin birleştirici sesi oldu. Öyle ki çapulcu olarak nitelendirenler arasında; AKP milletvekillerinin çocuklarından, antikapitalist Müslüman gençlere, sosyal medya tutkunundan, birçok eylemlerde yer almış binlerce TGB’li gençler bir arada buluştu. Grev kararı, çeşitli sendika, odalar, demokratik kitle örgütlerinin de destek vermesiyle kuşaklar buluşup ”Tayyip istifa” talebi en öne geçti ve milyonların desteğini aldı.
Son 15 günün en gözden düşenleri başbakan Tayyip Erdoğan, Devlet Bahçeli, ve BDP oldu. Bahçeli ile MHP tabanı ve seçmeni arasındaki derin ayrılık bir kez daha ortaya çıktı. On binlerce MHP’li eylemlerde yer aldı. BDP’nin yıllardır sürdürdüğü etnik ayrıştırma ve sözde demokrasi mücadelesinin içi boşluğu gözler önüne serildi.
Taksim direnişinde en çok tartışma yaratan konuların başında da güvenlik güçlerinin tavrı da çok tartışıldı. İzmir ve Antalya’ da halkı döven eli sopalı, demir çubuklu, yeleksiz kişilerin sivil polis olması ortaya çıktı. İzmir’imize vali olarak atanan Mustafa Toprak ilk açıklamasında böyle bir şey olmadığını açıklarken, ardından konuşan İçişleri bakanının özel isteğiyle İzmir’e emniyet müdürü olarak atanan Ali Bilkay, bunların sivil polis olduğunu açıkladı. Bu durumda Toprak’ın yanlış bilgilendirildiği ilk anda göze çarptı. Öte yandan Bilkay’ın bu duruma neden hemen müdahale etmediği soruları ilk akla gelen konu oldu. Birinci Kordon’da kimler, neden sokak aydınlatmalarını kestiriyor, provokatörlere ortam mı hazırlanıyor konuları aydınlanmadı. Üstelik 31 Mayıs gecesi Gazi Ortaokulu önünde saatler boyunca en küçük bir taşkınlık olamadan yol ortasında eğlenen, şarkı söyleyen, gösteri yapan binlerce kişiye ansızın önce su sonrada gaz ve polis müdahalesi ile başlayan gerginliğin de açıklanması gerekiyordu. Öyle ki Halktv’ye canlı yayında günün gelişmelerini ve manzarayı anlatırken, 2 dakika sonra hiç gereği yokken ansızın göstericilere polis müdahalenin içinde buluyordum kendimi.
Gelinen aşamada İzmir Emniyet Müdürlüğü’nde amirlerinin sözünü dinlemeyen, başına buyruk, görev ve sorumluluğun bilincinde olmayan bazı görevlilerin olduğu ve bunların ayıklanması gerektiği ortaya çıktı. Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde 22 yaşındaki bir kız öğrenciyi 10 yeleksiz sivil görevlinin öldüresiye dövmesi, olayları seyreden karı kocaya yönelik şiddet, kadınların saçlarından çekilerek sürüklenmesi, provokatörler ile anayasal hakkını kullanıp gösteri yapan on binleri aynı kapta görerek gazlaması, Alsancak sahilinde herkesin TOMA’larla kovalaması, önüne geleni coplayıp gözaltına alınması yadırgandı. Hatta konuştuğum bazı emniyet görevlileri bile bu manzaradan yakındı. Bunlar da yetmezmiş gibi dünyada ancak birkaç diktatörlükle yürütülen Arap ülkesindeki gibi Twitter kullanıcılarından 38 genç gözaltına alındı.
Direnişin merkezi Gündoğdu’dan ve Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nden el emeği göz nuru pankart ve afişler zarifliğin, zekanın, yaratıcılığının kanıtı oldu.
İşte bunlardan bazıları:
-"Mağdur olma Tayyip, senden büyük ağaç var"
-"Taş atma, slogan at"
-"Türkiye böyle o kadar güzelsin ki"
-"Alkolü yasakladın, millet ayıldı"
-"Burası İzmir ya denize dökeriz, ya sandığa gömeriz"
-"Biz İzmir çoçuğuyuz. Simite gevrek, çapulcuya halk, çekirdeğe çiğdem, sana da ne diyoz duymuşsundur."
-"Biber gazlı kandil simidi geldi"
- "Ne güzel komşumuzdun Polis amca"
-"Bu halk sana boyun eğmez"
“ Tayyip gidene kadar direniş”