Overblog Alle Blogs
Edit post Folge diesem Blog Administration + Create my blog
MENU

9 EYLÜL GAZETESİ- BARINMA HAKKI KUTSALLIĞINDA İŞGAL EVLERİ

Veröffentlicht am von mete kizik-mete kızık

barinma-hakki.png

 

METE KIZIK

9 EYLÜL GAZETESİ

17.08.2012

 

 

 

Dünyanın her yerinde barınma hakkı sorun. İnsanların temel gereksinmelerinden biri barınma sorunu sömürü araçlarından biri olunca, işgaller, gecekondular, toplu yaşam evleri gibi arayışlar öne çıkıyor.

 

 

Barınma hakkı kutsallığında işgal evleri

 


Büyük yapı şirketleri, eski evleri yıkıp yerine bürolar, yeni lüks evler yapmayı tasarlar. Yetmez, çevre güzelliği ve sokak yenileştirme manipülasyonları sonucu eski binalar boşaltılır. Bu durum kiraların katlanmasına yol açar. Çalışanlar, gelirlerinin neredeyse yarısına yakınını kiraya vermek durumunda kalır. Üstelik sosyal, kültürel ve eğlence alanların azlığı da işin cabasıdır. Bu nedenle bina işgalleri gerçekleştirilir. Boş duran evlerin mülk sahiblerinin rızası aranmadan kullanılması sürecidir bu.

Ev işgalcilerinin kendilerine ait bir amblemi de var. Soldan başlayıp sağa doğru şimşeklenen dairede içindeki N harfi sembol olmuştur.


Hareketin Tarihi:


İşgal evleri 68 küresel isyanın Avrupa'daki etkileri arasındadır. Hatırlıyalım. 68 dönemi öncesi Almanya'da üniversite öğrencilerin yüzde 62'si bakireydi ve evliliğe büyük önem veriyordu. Büyük şehirler hariç çalışan kadınların sayısı bir elin parmakları kadar azdı. Kadınların çalışması” normal” sayılmıyordu. Aynı işi yapan kadınlar üçte bir daha az ücret alıyordu. Baba ocağından ayrılmak kızlar için çok zordu. Sadece evli çiftlere kiralık ev verilirdi. Kira sözleşmelerine evli olmayanlar için, arkadaşlarının saat 22.00'de evi terkedeceği şartı koyulurdu. Çünkü; Vaymar İmparatorluğu'ndan kalma yasalar gereği evli olmayan çiftlere sevişme olanağı sağlayanlar da beş yıla kadar hapis cezasına çaptırabilinirdi. Fransa'dakiöğrenci yurtlarına cinslerin giriş çıkış yapması yasaktı.


Oysa gençlerin barınabilecekleri, kira için çalışmak zorunda kalmayacakları, aile oteritesinden uzak, dağınıklıklarını, pasaklılıklarını yaşayacakları ortamlara ihtiyaçları vardı. Gürültülü müzik dinleyecekleri, sevişebilecekleri, politik tartışmalar yapabilecekleri, kültürel etkinlikler düzenleyebilecekleri alanlar gerekiyordu.

Böylesi ortamda yapılması gereken neydi?


Tabiiki isyan ve işgal!

Ve böyle başladı “kamulaştırma” eylemleri. Bir araya gelindi. 70'li yılların başında, bir gece ansızın sayıları 300 aşan müstaripler, ilk kez Frankfurt'un batı yakasında boşta duran büyük bir binayı işgal etti. Hem de ne işgal! Yaşayanların anlattıklarına göre sambadan halaya kadar onlarca insan, güle oynaya kalkıştı bu eyleme... Uzun süredir adeta in ve cinin top oynadığı binanın, ansızın onlarca konuğu olur. Duvarlar rengarenk boyanır. Alman makina düzeninin tersine yaşamının estiği sokakta farklı kareler oluşturur. İşgalin gerekçelerini anlatan duvar yazıları, siyah ve kızıl bayraklar dış cepheyi kaplar. Sokaklarda dans edenler, oynayan çoçuklar ve gürültüleri bangır bangır müzik sesleri, İşgal, kamuoyuna bir bomba gibi düşer adeta...

Farklı bir dünyanın mümkün olabileceği görünür. Her kesimden insanın girip çıkabileceği, bulaşabileceği, sohbet edebileceği, konaklayabileceği, müziğin sonuna kadar açılmasından kimsenin rahatsız olmadığı ortam yaratılır. Böylece hem barınma sorunu politik olarak ülke gündemine girmeye başlamış hem de sistemin çarpık bir yönü daha vurgulanmıştır.

Frankfurt'tan saçılan işık çok kısa sürede Türkiye hariç tüm Avrupayı kapsar. Hollanda, Fransa, İngiltere, İtalya, İspanya, İsviçre, Avusturya, Belçika'da bir anda onlarca bina işgalleri yaşanır.Berlin'in Friedrichshain ve Kreuzberg ilçesinin Mainzber caddesi, Hamburg'un Rote Flora'sı, Barselona'da Kasa de la Muntanya , İngiltere'de Roseberry Avunue ve Centro İberico'ya işgalleri, İtalya'da özellikle Milano'da daha sonra onlarca sosyal merkez (CSAO) bina işgalleri sürecinde militan direnişler gerçekleştirilir.

 

Bizde de yakında şehirler TOKİ projeleriyle, kentsel dönüşüm başlığında yenilenecek. Ancak dikkat edilmesi gereken çok noktalar var. Çalışanlar 30-40 yıl boyunca , yüksek aidatlarla ev sahibi olunacak. Olası bir krizde İspanya'da olduğu gibi sosyal patlamalara, afetlere yol açacak. Bilimin, tekniğin, doğanın, sosyo ekonomik yaşamın bozulmadığı, rant için değil insan odaklı kentsel dönüşüm hayati önem taşıyor.

 

Kommentiere diesen Post