VER PARAYI AL TEZİNİ

VER PARAYI AL TEZİNİ
Neo liberal politikalar 12 Eylül 1980 faşist darbesiyle topluma dayatılmaya başlamıştı. Günümüzde de Ak Parti eliyle sürdürülen özelleştirmelerle KİT’lerden arazilere kadar her taşınır taşınmaz kaynaklar yerli yabancı şirket ve kişilere yağmalanmaya devam edilirken, sendikal haklar yasalarla yok dereceye indirilmiş, sağlık, eğitim, güvenlik, iletişim, ulaşım alanlarında hem pahalılık hem de kalitesizlik zaman içinde ortaya çıkmaya, makyajları dökülmeye başlamıştı.
Bu beton ekonomisine ve sadece insafsızca kar etme mantığına dayanan ekonomik sistem, bir yandan milyonların açlık ve yoksulluk sınırında yaşamak zorunda bırakıp, dilenci ve sadaka toplumuna dönüştürürken diğer yandan da “ paran kadar sağlık”, “parası kadar eğitim” uygulamalarıyla geniş yığınların daha fazla olumsuz koşullarda yaşamak zorunda bırakılmasına tanık oluyoruz.
Son yıllarda gerici kuşatmanın toplumun ve devletin her kademesinde artması ve olaGanlaştırılma aşamasına çıkartıldığına dair günlük yaşantımızda onlarca örneklerle karşılaşıyoruz. Hükümetin 2019 Yatırım Programı’ açıklamasına göre 2019’da 162 imam hatip lisesi inşaatı yapılacağı ancak fen lisesi sayısı sadece 9 olacak. İmam hatiplere ayrılan yatırım bütçesinin fen lisesinden 15 kat fazla olması dikkat çekiyor. Bazı Dekan ve öğretim üyelerinin de “ bize cahiller lazım”, “ kız öğrenci olmamalı” gibi itirafları, eğitim dünyamızın utanç verici manzaralarından örnekler arasına yer alıyor. Eğitimde kalitenin, fırsat eşitliğinin en alt düzeyde olması, orta direk ve üstü gelir gurubundaki aileleri çocuklarını özel okul ve özel üniversitelere mahkum ettiriyor
Manzara ana başlıkları ile hiç de olumlu görülmezken geçenlerde ortaya çıkan bir araştırma eğitimdeki para ve hile ilişkisinin dehşet verici uygulamasını ortaya çıkardı. Almanya Radyo Ajansı’nın araştırmasına göre Türkiye'de son yıllarda yüksek lisans ve doktora öğrencileri için para karşılığı tez yazma büyük bir pazara dönüşmüş durumda. Üniversite mezuniyeti için gerekli olan tez çalışmalarının bile paraya döküldüğünü ortaya çıkardı Öyle ki öğrenciler yerine tez hazırlayan yaklaşık 50 büyük işletmenin olduğu ve bunların 3 bin ile 20 bin lira arasındaki ücretlerle ayda ortalama 20 tez hazırladıklarını ortaya çıkarıyor. Bu şirketlerinde yıllık 150 milyon liralık bir ciro yaptığı tahmin ediliyor.
Ver parayı al tezini
Almanya Radyo Ajansı muhabirinin araştırma ve yazısına göre; “Kadir Has Üniversitesi'nde, ‘yeni medya' alanında yüksek lisans tezi hazırladığımızı söyleyen bir gazetesi tezi kaça hazırladığını sorar şirkete. Şirket yetkilisi de kendisinin de doktor unvanına sahip bir akademisyen olduğunu belirterek; "Ben de tez savunma jürisinde yer alan biriyim. Sekiz yıldır bu işi yapıyorum. İstediğiniz tezi yedi bin lira karşılığında yazarız” diyor.
Uzmanlık alanlarını tıp, klinik psikoloji ve işletme olduğunu vurgulayan akademisyen şöyle devam ediyor: "Hizmet verdiklerimizin yüzde 70'ini tıp öğrencileri oluşturuyor. Bir tez hazırlarken kadromuzdaki cerrahtan da yararlanırız, kulak burun boğaz uzmanından da… Çalıştırdığım akademisyenlere dört bin 700 ile yedi bin lira arasında maaş ödüyorum. Bu yüzden tıp tezleri bizde 10 bin liradan başlar. Tıp tezi yazmak daha kolaydır zira yoruma açık değildir. ‘Literatür böyle diyor' der geçeriz. Tıp tezlerini meşakkatli hale getiren şeyse tartışmalardır. Bazı tezlerde yaptığımız tartışmalar 40 sayfa tutabiliyor. Geçenlerde bir tıp tezi gönderdim, sadece tartışmada 235 farklı kaynak kullanmışız. Ayda 20 tez hazırlıyoruz. 30 sayfalık bir tezi bile jüriden geçiririz. Örneğin geçen gün Haliç Üniversitesi'ne teslim ettiğimiz 39 sayfalık bir doktora tezi jüri tarafından çok beğenildi. Alkışlanarak çıktı.”
Cezası yok
Neredeyse Anayasanın bile yok sayıldığı, yasaların arkasından dolanıldığı ülkemizde parayla tez yazımının herhangi bir cezai yaptırımı yok. Almanya Haber Ajansı’nın ilgili yazısında şu görüşlere de yer veriliyor: “ Tez yazan işletmeler "tez ve eğitim danışmanlığı" çalışıyorlar. Yazılan tez karşılığında alınan ücret için "büro-yazım işleri" adı altında fatura kesiliyor. Sorunun üniversite ayağındaysa tezin farklı birine yazdırıldığı anlaşılırsa öğrenciye uzaklaştırma cezası vermek ve çalışmasını yenilemesini talep etmekle yetiniliyor. Ancak üniversite kadrosunda yer alan akademisyenler için yaptırımlar daha ağır. Aralık 2016’da YÖK önerisiyle çıkarılan 6764 sayılı kanuna göre parayla tez yazdırmak suç sayılıyor. YÖK, parayla tez yazımını intihal olarak değerlendiriyor ve parayla tez yazdırdığı tespit edilen akademisyenler kanun uyarınca bir daha atanmamak üzere meslekten ihraç ediliyor.”
Paranın saltanatının örneklerinden birini okudunuz. Ancak unutmayalım farklı bir dünya mümkündür…
KÖŞE YAZIMIN LİNKİ